AB’DEN PESTİSİT ALARMI
Marketten domates, salatalık, biber, üzüm ya da çilek alırken çoğumuzun aklına ilk gelen soru "Taze mi?" oluyor. Oysa artık tüketicilerin sorması gereken bir başka önemli soru daha var: "Bu üründe sağlığa zararlı pestisit kalıntısı var mı?"
Son dönemde Avrupa Birliği'nin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden yapılan bildirimlerde, bazı sebze ve meyvelerde Avrupa Birliği'nde kullanımı yasaklanmış veya izin verilen sınırın üzerinde pestisit kalıntıları tespit edilmesi dikkat çekiyor. Bu durum hem tüketicileri hem de üreticileri yakından ilgilendiriyor.
Peki pestisit nedir? Neden kullanılıyor? Avrupa'nın yasakladığı bazı ilaçlar neden hâlâ gündeme geliyor? En önemlisi de vatandaş pazardan ya da marketten aldığı ürünü güvenle tüketebilir mi?
PESTİSİT NEDİR?
Pestisit; böcek, mantar, yabancı ot ve bitkilere zarar veren diğer canlılarla mücadele etmek için kullanılan tarım ilaçlarının genel adıdır.
Aslında doğru dozda ve doğru zamanda kullanıldığında pestisitler tarımsal üretimin önemli bir parçasıdır. Çünkü çiftçi ürününü hastalıklardan korumak ve verim kaybını önlemek ister.
Sorun ise ilaçların bilinçsiz kullanılmasıyla başlıyor.
Gereğinden fazla ilaç kullanılması, hasattan hemen önce ilaçlama yapılması veya yasaklanmış ürünlerin tercih edilmesi, sebze ve meyvelerde kalıntı riskini artırıyor.
AVRUPA NEDEN YASAKLIYOR?
Avrupa Birliği, insan sağlığı ve çevre açısından risk taşıdığı belirlenen bazı pestisitlerin kullanımını yıllar içinde yasakladı.
Bilim insanlarının yaptığı araştırmalarda bazı kimyasalların;
• Kanser riskini artırabileceği,
• Sinir sistemini etkileyebileceği,
• Hormonal dengeyi bozabileceği,
• Çocukların gelişimini olumsuz etkileyebileceği,
• Arılar ve diğer faydalı canlılar üzerinde ciddi zarar oluşturabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle Avrupa Birliği, riskli gördüğü birçok etken maddeyi kullanım listesinden çıkardı.
HER ALARM, HER ÜRÜN TEHLİKELİ DEMEK DEĞİL
Burada önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor.
Avrupa Birliği'nin alarm sistemi, yapılan denetimlerde risk görülen belirli parti ürünleri kapsıyor.
Yani bir üründe sorun çıkması, aynı ürünün tamamının sağlıksız olduğu anlamına gelmiyor.
Ancak sık sık benzer bildirimlerin yapılması denetimlerin daha da artırılması gerektiğini gösteriyor.
Çünkü tüketici güvenini kazanmak yıllar alırken kaybetmek birkaç gün sürebiliyor.
İHRACAT DA ZARAR GÖRÜYOR
Konu yalnızca sağlık meselesi değil.
Türkiye yaş meyve ve sebze ihracatında dünyanın önemli ülkeleri arasında bulunuyor.
Bir üründe pestisit sorunu çıkması halinde ihracatçı firma büyük maddi zarar yaşayabiliyor.
Ürün sınır kapısından geri çevriliyor.
Nakliye masrafı boşa gidiyor.
İhracatçı para kaybediyor.
Çiftçi zarar görüyor.
Ülkenin itibarı da olumsuz etkileniyor.
Birkaç üreticinin yaptığı hata, kurallara uygun üretim yapan binlerce çiftçinin emeğini de gölgeleyebiliyor.
ÇİFTÇİ NEDEN YANLIŞ İLAÇ KULLANIYOR?
Uzmanlara göre bunun birçok nedeni bulunuyor.
Bazı üreticiler eski alışkanlıklarını sürdürüyor.
Bazıları ruhsatsız veya kaçak ürünlere yöneliyor.
Bazıları ise hasat zamanına çok yakın ilaçlama yaparak bekleme süresine uymuyor.
Tarım uzmanları, doğru ilacın doğru zamanda ve doğru dozda kullanılmasının hem verimi koruduğunu hem de kalıntı riskini büyük ölçüde azalttığını vurguluyor.
Eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları bu nedenle büyük önem taşıyor.
VATANDAŞ NELERE DİKKAT ETMELİ?
Tüketicilerin de alabileceği bazı basit önlemler bulunuyor.
Sebze ve meyveler bol suyla iyice yıkanmalı.
Mümkünse akan su altında birkaç dakika bekletilmeli.
Kabuklu ürünlerde kabuk soyulabiliyorsa soyulması tercih edilebilir.
Tek tip ürün yerine farklı sebze ve meyveleri dengeli şekilde tüketmek de olası kalıntı riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Ancak unutulmamalıdır ki yalnızca evde yıkama işlemi tüm pestisit kalıntılarını tamamen ortadan kaldırmayabilir.
Bu nedenle asıl görev üretim aşamasındaki doğru uygulamalar ve etkin resmi denetimlerdir.
DENETİMİN ÖNEMİ DAHA DA ARTIYOR
Tarımda modern izleme sistemleri artık büyük önem taşıyor.
Tarladan sofraya kadar ürünlerin takip edilmesi, laboratuvar analizlerinin artırılması ve riskli ürünlerin piyasaya çıkmadan tespit edilmesi hem tüketiciyi hem de üreticiyi koruyor.
Uzmanlar, düzenli numune alınmasının, laboratuvar kapasitesinin güçlendirilmesinin ve üreticilere sürekli eğitim verilmesinin kalıntı sorununu azaltmada etkili olacağını belirtiyor.
SAĞLIKLI ÜRETİM, GÜÇLÜ TARIM DEMEKTİR
Türkiye verimli topraklarıyla sebze ve meyve üretiminde büyük bir potansiyele sahip.
Bu potansiyelin korunması için güvenilir üretim şart.
Çiftçinin doğru ilacı kullanması, denetimlerin tavizsiz yürütülmesi ve tüketicinin bilinçli davranması aynı zincirin halkalarıdır.
Soframıza gelen her domates, her biber, her kiraz ve her üzüm güvenle tüketilebiliyorsa hem halk sağlığı korunur hem de ihracatta Türkiye'nin itibarı güçlenir.
Kısacası pestisit meselesi yalnızca tarımın değil, sağlığın, ekonominin ve geleceğin de meselesidir. Güvenilir gıda, güçlü tarım politikaları ve etkin denetimlerle mümkündür. Bugün alınacak doğru önlemler, yarın hem üreticiyi hem tüketiciyi hem de ülke ekonomisini koruyacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com