Yaz mevsimi artık eskisi gibi geçmiyor. Her yıl biraz daha sıcak, biraz daha kurak ve biraz daha zorlu günler yaşıyoruz. Bu yıl da birçok bölgede termometreler rekor seviyeleri gösterdi. Uzmanlar ise önemli bir uyarıda bulunuyor: Bu yaz yaşanan aşırı sıcaklar, gelecek yıl gıda fiyatlarını daha da artırabilir.
İlk bakışta "Sıcak hava ile pazardaki fiyatların ne ilgisi var?" diye düşünebiliriz. Ancak soframıza gelen her ürün, tarlada başlayan uzun bir yolculuğun sonunda tüketiciye ulaşıyor. Eğer tarlada üretim azalırsa, pazarda fiyatların yükselmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Çiftçiler için en büyük sorunlardan biri artık kuraklık. Yağışların azalması, yer altı sularının çekilmesi ve barajlardaki doluluk oranlarının düşmesi tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Bitkiler yeterince su bulamayınca gelişemiyor, ürün verimi düşüyor. Bazı bölgelerde ise aşırı sıcak nedeniyle meyve ve sebzeler daha olgunlaşmadan dalında yanıyor.
Özellikle buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, pamuk ve sebze üretiminde sıcak hava büyük risk oluşturuyor. Meyve bahçelerinde de durum farklı değil. Elma, üzüm, kayısı, kiraz ve zeytin gibi birçok ürün aşırı sıcaklardan olumsuz etkileniyor. Üretim azaldığında ise piyasada ürün miktarı düşüyor. Azalan ürün de doğal olarak daha yüksek fiyatlarla satılıyor.
Hayvancılık sektörü de sıcak hava dalgalarından nasibini alıyor. Aşırı sıcaklarda büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar daha az yem tüketiyor. Bu durum süt verimini azaltıyor. Tavuklarda yumurta üretimi düşüyor. Meralarda otların kuruması yem maliyetlerini artırıyor. Sonuç olarak süt, peynir, yoğurt, tereyağı, et ve yumurta fiyatları da yükselme eğilimine giriyor.
Bir başka sorun ise sulama maliyetleri. Yağış olmayınca çiftçi daha fazla su kullanmak zorunda kalıyor. Bunun için elektrikle çalışan sulama sistemleri devreye giriyor. Elektrik fiyatlarının yüksek olması üretim maliyetlerini artırıyor. Mazot fiyatları da eklenince çiftçinin yükü her geçen gün ağırlaşıyor.
Üretici yalnızca sıcakla mücadele etmiyor. Aşırı sıcaklar nedeniyle zararlı böceklerin sayısı da artıyor. Bazı hastalıklar daha hızlı yayılıyor. Çiftçi ürününü koruyabilmek için daha fazla ilaç kullanmak zorunda kalıyor. Bu da maliyetleri yükselten bir başka etken oluyor.
İklim değişikliğinin etkileri sadece Türkiye'de görülmüyor. Dünyanın birçok önemli tarım ülkesinde benzer sorunlar yaşanıyor. Avrupa'da kuraklık, Amerika'da sıcak hava dalgaları, Asya'da aşırı yağışlar ve Afrika'da su sıkıntısı küresel gıda üretimini olumsuz etkiliyor. Dünya genelinde üretim azalınca uluslararası piyasalarda da fiyatlar yükseliyor. Türkiye de birçok üründe dünya fiyatlarından etkileniyor.
Ekonomistler bu nedenle gıda enflasyonunun önümüzdeki yıl yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri olabileceğini söylüyor. Çünkü tarımda yaşanan kayıpların etkisi hemen ortaya çıkmıyor. Bu yıl tarlada yaşanan verim düşüşü, gelecek yıl market raflarına daha yüksek fiyat olarak yansıyabiliyor.
En çok etkilenecek ürünler arasında sebze ve meyvelerin yanı sıra tahıllar, bakliyatlar ve yağlı tohumlar bulunuyor. Bu ürünler yalnızca doğrudan tüketilmiyor. Aynı zamanda ekmekten makarnaya, bisküviden hayvan yemine kadar birçok ürünün de temel hammaddesini oluşturuyor. Bu nedenle zincirleme bir fiyat artışı yaşanabiliyor.
Vatandaş açısından bakıldığında en büyük sorun mutfak masrafının sürekli yükselmesi oluyor. Aile bütçesinin önemli bir bölümü gıdaya ayrılıyor. Özellikle dar gelirli vatandaşlar fiyat artışlarından daha fazla etkileniyor. Pazara çıkan bir kişi, geçen yıl aynı parayla aldığı ürünlerin bugün daha azını alabildiğini görüyor.
Peki çözüm ne olabilir?
Uzmanlara göre öncelikle su kaynaklarının çok daha verimli kullanılması gerekiyor. Damla sulama gibi modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. Kuraklığa dayanıklı tohumların geliştirilmesi ve çiftçiye ulaştırılması da üretimin devamlılığı açısından kritik görülüyor.
Tarım sigortalarının yaygınlaştırılması da çiftçiyi koruyacak önemli adımlardan biri. Çünkü doğal afetler nedeniyle ürününü kaybeden üretici, zararını telafi edemezse üretimden çekilebiliyor. Bu durum da gelecek yıllarda arzın daha da azalmasına neden olabiliyor.
Devlet desteklerinin zamanında verilmesi, üretim planlamasının doğru yapılması, sulama yatırımlarının artırılması ve tarımsal teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması da uzun vadeli çözümler arasında gösteriliyor.
Vatandaşların da israf konusunda daha dikkatli olması gerekiyor. Türkiye'de her yıl milyonlarca ton gıda çöpe gidiyor. Oysa israfın azaltılması hem aile bütçesine katkı sağlar hem de gıda arzı üzerindeki baskıyı azaltır.
İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün gerçeği haline geldi. Eskiden birkaç günde geçen sıcak hava dalgaları artık haftalarca sürebiliyor. Bu durum sadece insan sağlığını değil, ekonomiyi ve tarımı da derinden etkiliyor.
Kısacası bugün yaşanan aşırı sıcaklar yalnızca bunaltıcı yaz günleri anlamına gelmiyor. Aynı zamanda gelecek yılın market fiyatlarını da şekillendiriyor. Eğer gerekli önlemler bugünden alınmazsa, önümüzdeki yıl sofralarımıza gelen birçok ürün daha pahalı olabilir.
Tarımın güçlü olması yalnızca çiftçinin değil, 86 milyon vatandaşın ortak çıkarıdır. Çünkü güçlü tarım; uygun fiyatlı gıda, sağlıklı beslenme ve ekonomik istikrar demektir. Yazın kavurucu sıcaklarına karşı alınacak her önlem, aslında gelecekte daha uygun fiyatlı bir sofranın da teminatı olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com