Şeker Krizi Kapıda mı?
Kayseri’de Bir Çiftçi Meclisi...
25 Aralık 2025 tarihinde Kayseri Şeker’in davetlisi olarak Kayseri’ye gittim. Kayseri Şeker, bu yıl 30’uncusunu düzenlediği Çiftçi Meclisi Toplantısı’na ev sahipliği yapıyordu. Yaklaşık 300 şeker pancarı üreticisi bir araya gelmişti. Bu toplantılar belli aralıklarla yapılıyor; amaç hem fabrikanın mevcut durumunu anlatmak hem de çiftçilerin taleplerini doğrudan dile getirebildiği bir müzakere ortamı oluşturmak.
Toplantının havası oldukça dikkat çekiciydi. Gerginlikten uzak, karşılıklı konuşulan, zaman zaman pazarlıkların yapıldığı bir ortam vardı. Çiftçiler genel olarak pancardan memnuniyetlerini dile getirirken, talepler de açıkça konuşuldu. Kısacası, yapıcı bir diyalog vardı.
Hüseyin Akay’ın Duruşu ve Toplantının Ruhu...
Toplantının sonunda Şeker Pancarı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Hüseyin Akay söz aldı. Saatler süren toplantıda, yöneltilen soruları tek tek yanıtladı. Bunu yaparken gösterdiği sabır, samimiyet ve nezaket özellikle dikkatimi çekti.
Açık söylemek gerekirse, bu tablo bana ANAP ve Doğru Yol Partisi dönemlerinde milletvekillerinin ve bakanların halkla doğrudan temas kurduğu günleri hatırlattı. Bugün çok alışık olmadığımız bir görüntüydü. Agro TV olarak bu konuşmanın tamamını canlı yayınladık.
Rakamlar Ne Diyor? Asıl Tehlike Nerede?
Toplantı sonrasında Sayın Hüseyin Akay ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Burada altı çizilmesi gereken çok önemli bir tablo ortaya çıktı: Türkiye’de şeker pancarının üretim maliyeti yaklaşık 47 TL’ye ulaşmış durumda. Buna karşılık şeker, piyasada 32 TL gibi fiyatlardan satılıyor.
Bu makas, şeker fabrikalarının ilerleyen süreçte pancar bedellerini ödemekte zorlanabileceğini gösteriyor. İşin içine bir de su kıtlığı girince, şeker pancarı üretiminin azalması ve tarlaların boş kalması kaçınılmaz bir risk olarak karşımıza çıkıyor.
Bu noktada Sayın Akay’ın, şekerdeki krizin ne kadar derin ve yapısal olduğunu anlattığı bölümü özellikle izlenmeye değer buluyorum.
Polar Artışı: Sessiz Ama Çok Değerli Bir Kazanım
Şekerle ilgili özellikle vurgulamak istediğim iki önemli konu var. Birincisi, bu yıl neredeyse tüm Türkiye’de şeker pancarındaki polar oranının 1 puan artmış olması. Yani 16’dan 17’ye çıkması.
Bu ne anlama geliyor? Aynı miktar pancardan daha fazla şeker elde edilmesi demek. Son derece kıymetli bir gelişme. Burada sadece şeker fabrikalarının değil, Türkiye’de bitki besleme ve gübre üretimi yapan firmaların da ciddi katkıları var. Klasik gübrelemenin ötesinde, poları artıran çok başarılı ürünler bulunuyor. Ancak bu konu yeterince anlatılmıyor. Devletin ve şeker pancarı fabrikalarının bu konuda daha planlı ve destekleyici bir politika yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.
Asıl Çözüm: Su Yolu Projesi
İkinci ve belki de en hayati konu ise Su Yolu Projesi.
Evet, Türkiye kuraklıkla karşı karşıya. Ancak bu ülkenin dört bir yanından nehirler, dereler geçiyor; barajlarımız var. Yeni barajlar ve göletler yapılabilir. Daha da önemlisi, mevcut suyun borularla, tünellerle ve su yollarıyla ihtiyaç duyulan bölgelere taşınması mümkündür.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’da gemileri karadan yürüttüğü bir tarihten geliyoruz. Bugün Konya Ovası’na, Aksaray’a ya da suya ihtiyaç duyan herhangi bir bölgeye su taşımak teknik olarak imkânsız değildir. Devletin bundan sonraki en önemli gündem maddelerinden biri Su Yolu Projesi olmalıdır.
“Ekmeyin” Demek Yerine “Nasıl Tutarız” Demek
Dünya Su Günü’nde, Tarım Bakanlığı’nda uzun yıllar müsteşarlık yapmış Sayın Vedat Mirmahmutoğulları ile yaptığım söyleşide de bu konu gündeme gelmişti. Kendisi çok net bir ifade kullanmıştı:
“Hem suyu yer altında biriktirelim hem de su yolları yapalım.”
Artık “kuraklık var, mısır ekmeyin, şeker pancarı ekmeyin” demek yerine; yağan karı nasıl tutarız, yağan yağmuru nerede depolarız sorularını sormak zorundayız.
Yolları Yaptık, Sıra Suda
Bugün Türkiye’nin otoyolları, tünelleri ve ulaşım altyapısı dünya standartlarında. Nasıl ki yollarla şehirleri birbirine bağladıysak, artık suyu da ihtiyaç olan bölgelere bağlamanın zamanı geldi.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuya doğrudan eğilmesi ve Türkiye’nin su ihtiyacı olan bölgeleri için su yolu projelerini hayata geçirmesi gerektiğine inanıyorum.
“Üç Beyaz” Meselesi ve Yerli Üretim
Son olarak, “üç beyazdan uzak durun” söylemine de katılmadığımı belirtmek isterim. Un, tuz ve şeker… Ama gerçek un (elenmemiş), gerçek tuz (kaya tuzu) ve şeker pancarından üretilmiş doğal şeker insan için gereklidir.
Yurt dışından, kimyasal yollarla ve ucuz yöntemlerle getirilen ürünler uğruna bu ülkenin sağlığıyla ve çiftçisinin emeğiyle oynamanın hiçbir anlamı yoktur.
Son Söz
Önümüzdeki dönemde hem tüketicilerin hem de oy veren vatandaşların tarım ve gıda politikalarını daha dikkatli takip etmesi gerektiğini düşünüyorum. Tarımın ve gıdanın geleceğine dair somut projeleri olan yaklaşımlara kulak vermek artık bir tercih değil, zorunluluktur.