SEKTÖR FREN DEĞİL YOL İSTİYOR

KKTC’de düzenlenen TARMAKBİR Sektör Buluşması’nda haksız rekabet, yaşlanan makine parkı ve finansman sorunları masaya yatırıldı; çözüm çağrısı yapıldı.

SEKTÖR FREN DEĞİL YOL İSTİYOR

Haftasonu KKTC'deydim. Tarmakbir (Türk Tarım Alet ve Makineleri İmalatçıları Birliği) tarafından düzenlenen sektör buluşmasına katıldım.

"Paylaşmaya değer fikirler" mottosuyla bu yıl 14. düzenlenen buluşma tek kelimeyle muhteşemdi. Sektörün tüm paydaşları ve bakanlık nezdinde önemli isimler oradaydı.

Yazımın hemen başında bu noktaya gelinmesinde, vizyoner duruşu, sektörü bir arada tutan yaklaşımı ve sahayı merkeze alan bakışıyla Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Bayramoğlu’na; kurumsal aklı, teknik derinliği ve bitmeyen emeğiyle süreci omuzlayan Genel Sekreter Selami İleri’ye özellikle teşekkür etmek isterim.

2 gün boyunca beklentiler, ihracat hedefi ve karşılaşılan güçlükler dile getirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Bayramoğlu'nun konuşması sektörün bugünkü durumunu çok net anlatıyordu.

TARMAKBİR Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Bayramoğlu; Son 10 yılda sektörün yakaladığı ivme, rakamlara net biçimde yansıyor. Bugün tarım makineleri sanayii 6,6 milyar dolarlık üretim değerine ulaşmış durumda. Yan sanayi hariç yaklaşık 40 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. 2025 yılında 1,5 milyar dolar ihracat yapan bir sektörden söz ediyoruz. Dahası, 300 milyon doları aşan dış ticaret fazlası veren nadir alanlardan biriyiz ifadelerini kullandı.

Bu tablo bize şunu söylüyor: Türkiye, tarımda ihtiyaç duyduğu mekanizasyonun neredeyse tamamını kendi sanayisiyle karşılayabilecek kapasiteye ulaşmış durumda.

Yine Gökhan Bayramoğlu'nun açıklamasına göre 2001 yılında dünya sıralamasında 31’inci sıradayken, bugün 16’ncı sıradayız. Evet, kur baskıları, küresel dalgalanmalar ve son üç yıldaki yavaşlama “ilk 10” hedefimizi zorladı. Ama doğru politikalar ve doğru iş birlikleriyle bu hedef hâlâ gerçekçi ve ulaşılabilir. Ancak başarıyı konuşurken, frene basan sorunları da görmek gerek.

Bugün sektörün en kritik başlıklarından biri haksız rekabet.

Firmaların yüzde 90’a yakını mikro ve küçük ölçekli. Ölçek baskısı, finansman maliyeti ve mühendislik kapasitesi sınırlı olan yapılar, ister istemez fiyat odaklı rekabete sürüklenebiliyor. Bunun sonucu ise kalite kaybı, teknoloji yatırımlarının ertelenmesi ve iyi üreticinin dezavantajlı hale gelmesi şeklinde ortaya çıkıyor.

Kayıt dışı üretim, zorunlu belgelere sahip olmadan yapılan imalat, özellikle uzak doğu menşeli ithal ürünlerdeki haksız rekabet, sınai mülkiyet ihlalleri ve kayıt dışı istihdam sadece firmalarımıza değil, ülke imajımıza da zarar veriyor. Bu nedenle yaklaşımımız yasaklayıcı değil; düzenleyici ve güçlendirici olmak zorunda.

Bir diğer kritik başlık ise makine parkının yaşlılığı.

Bu konu rakamlarla konuşulduğunda tablo gerçekten düşündürücü.

Türkiye’de sayısı 2,3 milyona yaklaşan bir traktör parkı var. Ortalama yaş 26,1.

25 yaş ve üzeri traktör sayısı yaklaşık 1 milyon 120 bin.

35 yaşın üzerinde olanlar 760 bin civarında.

40 yaş üstü yaklaşık 640 bin traktörün yaş ortalaması ise 49,9.

Bu rakamlar, verimlilikte neden zorlandığımızı tek başına anlatıyor. Üstelik bu tablo sadece traktörlerle sınırlı değil; diğer tarım makinelerinde de durum benzer. Bu yüzden planlı bir park yenileme eylem planı, artık ertelenemez bir ihtiyaç.

Finansman tarafında ise herkesin bildiği bir gerçek var: Faizlerin yükseldiği, kredi koşullarının sıkılaştığı dönemlerde yatırım iştahı düşüyor. Çiftçi; tohum, gübre, ilaç ve enerji gibi zorunlu girdilere öncelik veriyor. Yatırım erteleniyor. İç pazar soğuyor. Özellikle traktör segmentindeki daralma bunun en net göstergesi.

Tam da bu noktada üç temel mesaj öne çıkıyor:

Birincisi, teknoloji odaklı dönüşüm.

İkincisi, adil rekabeti ve kaliteyi koruyan piyasa düzeni.

Üçüncüsü ise finansman–verimlilik–yenileme döngüsünü doğru kurmak.

Yaşlanan makine parkını yenilemek sadece satış artırmak değildir; verimlilik, enerji etkinliği ve iş güvenliği demektir.

Hedef net. 1,5 milyar dolar seviyesinde takılmış olan ihracatı bu rakamın üstüne çıkarmak ve küresel rekabette ilk 10'a girmek.

Bunu sağlamak için yukarıdaki temel sorunların mutlaka çözülmesi ve sektörün birlikte hareket ederek daha iyi bir noktaya gelmesi sağlanmalı.