TARIMDA BÖLGESEL ÖZELLİKLERİ GÖRMEZDEN GELMEK, TOPRAĞIN SESİNİ DUYMAMAKTIR

Tarımda başarı her yerde aynı ürünü değil, doğru ürünü ekmektir. Toprağı ve suyu dinleyen bölgesel planlama hem çiftçiyi hem ülke ekonomisini korur.


Türkiye gibi hem iklimi hem de coğrafyası zengin olan bir ülkede tarım, aslında tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar çeşitlidir. Ama ne yazık ki yıllardır en büyük sorunlarımızdan biri, “her yerde aynı ürünü yetiştirelim”, “her bölge aynı modeli uygulasın” anlayışıdır. Oysa toprak konuşur, iklim konuşur, su konuşur. Bu sesi duymadan yapılan her plan, baştan eksik başlar.
Bugün tarımda verimden, maliyetten, ihracattan, hatta gıda enflasyonundan bahsediyorsak; işin kökünde çoğu zaman bölgesel özelliklerin yeterince dikkate alınmaması vardır. Çünkü bir yerde bereket veren ürün, başka bir yerde zarar ettirebilir. Bir bölgede su bolken yapılan üretim modeli, suyun kıt olduğu yerde çiftçiyi borca sokabilir.
HER BÖLGENİN KENDİ GERÇEĞİ VAR
Karadeniz’in nemli iklimi ile İç Anadolu’nun kurak yapısı aynı değil. Ege’nin ılıman havası ile Doğu Anadolu’nun sert kışı aynı değil. Ama planlama yapılırken çoğu zaman bu farklar ikinci plana atılıyor.
Oysa tarım dediğimiz şey masa başında değil, tarlada şekillenir. Bir bölgede fındık altın değerindeyken, başka bir bölgede aynı ürünü zorla yetiştirmeye çalışmak hem zaman kaybıdır hem de kaynak israfı.
Çiftçi çoğu zaman kendi bildiğiyle hareket ediyor, ama destek politikaları yanlış yönlendirildiğinde, çiftçi de yanlış ürüne yönlendirilebiliyor. Sonuçta ya fazla üretimden fiyat düşüyor ya da yanlış ürün seçimi yüzünden verim kaybı yaşanıyor.
SU VARSA HAYAT VAR, YOKSA ZORLAMA VAR
Tarımın en temel girdisi sudur. Ama bazı bölgelerde suyun sınırlı olduğu gerçeği göz ardı edilerek, yüksek su isteyen ürünler teşvik edilebiliyor. Bu da uzun vadede ciddi bir sorun yaratıyor.
Bir düşünün: Su kıt bir bölgede mısır ya da şeker pancarı gibi su isteyen ürünleri ısrarla yaygınlaştırmak, aslında toprağı zorlamak demektir. Bir süre sonra yeraltı suları çekilir, maliyet artar, çiftçi kazanamaz hale gelir.
Buna karşılık doğru planlama yapılsa, yani her bölge kendi doğal avantajına göre yönlendirilse hem su korunur hem de üretim sürdürülebilir hale gelir.
“HER YERDE HER ŞEY OLMAZ” GERÇEĞİ
Tarımda en önemli gerçeklerden biri şudur: Her ürün her yerde yetişmez, yetişse bile aynı verimi vermez.
Ama yıllardır sanki bu basit gerçek göz ardı ediliyor. Bir dönem herkes aynı ürüne yönlendiriliyor, sonra fiyatlar düşünce başka bir ürüne geçiliyor. Bu sürekli değişim çiftçiyi de tüketiyor, toprağı da yoruyor.
Oysa yapılması gereken şey çok açık: Bölgesel planlama. Yani hangi bölgede ne daha verimli ne daha az maliyetli ne daha sürdürülebilir ise ona göre bir yol haritası çizmek.
ÇİFTÇİYİ YÖNLENDİRMEK DEĞİL, DOĞRU YÖNÜ GÖSTERMEK
Tarım politikalarının en kritik noktası şudur: Çiftçiyi zorlamak değil, doğru bilgiyle yönlendirmektir.
Çiftçi çoğu zaman risk alır ama o riskin karşılığını almak ister. Eğer yanlış ürün yönlendirmesi yapılırsa, bütün yük onun omzuna kalır. Bu da hem üretimden uzaklaşmaya hem de köyden kente göçe neden olur.
O yüzden devletin ve ilgili kurumların görevi, “şunu ek” demek değil; “şu bölgede şu ürün daha uygundur, şu koşullarda şu daha verimlidir” diyebilmektir.
BÖLGESEL PLANLAMA EKONOMİYİ DE RAHATLATIR
Tarım sadece çiftçinin meselesi değildir. Aynı zamanda ülke ekonomisinin temelidir. Yanlış ürün planlaması sadece tarlada değil, pazarda da sorun yaratır.
Bir ürün fazla üretildiğinde fiyatlar düşer, çiftçi zarar eder. Az üretildiğinde ise ithalat kapısı açılır. Yani yanlış planlama hem üreticiyi hem tüketiciyi zor durumda bırakır.
Bölgesel özelliklere göre yapılan planlama ise bu dalgalanmaları azaltır. Üretim daha dengeli olur, fiyatlar daha istikrarlı hale gelir, ithalat ihtiyacı azalır.
TOPRAĞI DİNLEMEK ZORUNDAYIZ
Aslında mesele çok basit bir yere dayanıyor: Toprağı dinlemek.
Toprak bize “ben su istiyorum” der, “ben kuraklığa dayanıklıyım” der, “ben şu ürünü severim” der. Ama biz bazen bu sesi duymak yerine, tek tip planlarla her yere aynı şeyi uygularız.
Bu da kısa vadede belki kolay görünür ama uzun vadede büyük maliyetler doğurur.
SONUÇ: DOĞRU PLANLAMA, DOĞRU GELECEK DEMEKTİR
Tarımda bölgesel özellikleri dikkate almak bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü her bölge kendi doğasıyla birlikte bir üretim kimliği taşır.
Eğer bu kimlik korunursa hem çiftçi kazanır hem ülke kazanır. Ama görmezden gelinirse, kaybeden sadece bugün değil, yarın da olur.
Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir: Tarımda başarı, her yerde aynı şeyi yapmakta değil; her yerde doğru olanı yapmaktadır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com