TARIMDA VERİMLİLİK SADECE ÇOK ÜRETMEK DEĞİL, ÜRETİLENİ KORUMAKTIR

Tarımda gerçek verimlilik yalnızca çok üretmek değil, üretileni korumaktır. Tarladan depoya kaybolan her ürün kaynak israfı ve gıda enflasyonu demektir.

Toprağın bereketi denince çoğumuzun aklına daha fazla ürün almak gelir. Daha çok buğday, daha çok domates, daha çok meyve, daha çok sebze… Uzun yıllardır tarım konuşulurken hep “üretimi artırmak” cümlesi ön plana çıkarıldı. Oysa bugün artık önemli bir gerçeği daha yüksek sesle konuşmak gerekiyor: Tarımda verimlilik yalnızca daha fazla üretmek değil, üretileni korumayı da başarabilmektir.
Çünkü tarlada alın teriyle yetişen ürün, sofraya ulaşana kadar uzun bir yolculuk yapıyor. Bu yolculukta yaşanan kayıplar bazen üretim yetersizliğinden daha büyük sorunlara dönüşüyor. Çiftçi ekiyor, suluyor, gübreliyor, ilaçlıyor, aylarca emek veriyor ama ürünün bir kısmı daha hasat sırasında kayboluyor. Bir kısmı taşıma sırasında zarar görüyor. Bir bölümü depolarda çürüyor. Kalanların da bir kısmı market raflarında ya da evlerde çöpe gidiyor.
Sonuçta herkes aynı soruyu soruyor: “Bu kadar ürün yetişiyorsa neden fiyatlar yüksek?”
Aslında cevaplardan biri tam burada gizli.
Bir düşünelim… Bir çiftçi yüz kasa domates üretiyor olsun. Eğer bu domateslerin yirmi kasası taşıma sırasında eziliyor, on kasası depoda bozuluyor, bir kısmı markette satılamadan çöpe gidiyorsa geriye kalan ürün azalıyor. Azalan ürün de doğal olarak maliyet baskısını artırıyor.
Yani mesele sadece yüz kasa üretmek değil; o yüz kasayı sağlıklı biçimde sofraya ulaştırabilmektir.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde tarımsal kayıplar ciddi bir ekonomik sorun olarak görülüyor. Çünkü kaybolan her ürün yalnızca bir sebze ya da meyve değildir. Aynı zamanda boşa harcanan su demektir. Boşa giden gübre demektir. Kullanılan enerji demektir. Çiftçinin emeği demektir.
Örneğin bir kilogram domates üretmek için su kullanılıyor, işçilik gerekiyor, mazot harcanıyor. Eğer o ürün çöpe gidiyorsa yalnızca domates değil, o ürün için harcanan tüm kaynaklar da çöpe gitmiş oluyor.
Aslında evlerimizde yaşadığımız durum bile bunu anlatıyor. Pazardan ihtiyaçtan fazla meyve sebze alıyoruz. Dolabın bir köşesinde unutuyoruz. Birkaç gün sonra bozulunca çöpe atıyoruz. Sonra da “Her şey çok pahalı” diyoruz.
Elbette fiyatların tek sebebi bu değil. Ama kayıplar küçümsenecek bir mesele de değil.
Tarımda verimlilik denince yıllarca yalnızca daha büyük tarlalar, daha güçlü makineler, daha fazla gübre kullanımı konuşuldu. Oysa artık yeni dönemde farklı bir anlayış gerekiyor.
Ürünü koruyacak depolar…
Soğuk hava zincirleri…
Doğru paketleme sistemleri…
Modern taşıma yöntemleri…
Dijital takip sistemleri…
Bunların hepsi artık üretimin kendisi kadar önem taşıyor.
Çünkü bazen bir kilogram daha fazla üretmektense mevcut ürünü kaybetmemek daha büyük kazanç sağlayabiliyor.
Bir çiftçinin düşüncesini hayal edin. Tarlada gece gündüz çalışan bir üretici için ürünün çöpe gitmesi yalnızca maddi kayıp değildir. O aynı zamanda emeğinin boşa gitmesidir. Sabahın erken saatinde kalkıp çalışan bir insan için toprağa verdiği emek değerlidir.
Bu yüzden tarım politikalarının da yalnızca “ne kadar üretildiği” sorusuna odaklanmaması gerekiyor. “Ne kadar korundu?” sorusu da aynı derecede önem taşıyor.
Üstelik mesele sadece ekonomi de değil.
Dünya nüfusu artıyor. İklim değişikliği tarımı zorlaştırıyor. Kuraklık birçok bölgede daha ciddi hale geliyor. Su kaynakları sınırlı hale geliyor. Böyle bir dönemde üretilen ürünün önemli bir kısmını kaybetmek artık büyük bir lüks haline geliyor.
Eskiden “Ne kadar çok üretirsek o kadar iyi” anlayışı vardı. Şimdi buna yeni bir cümle eklemek gerekiyor:
“Ürettiğimizi ne kadar koruyabiliyoruz?”
Belki de geleceğin tarımı yalnızca daha büyük hasatlar yapmakla değil, daha az kayıp vermekle ölçülecek.
Çünkü bereket sadece tarlada başlamıyor; bereket aynı zamanda o ürünün israf edilmeden sofraya ulaşmasıyla tamamlanıyor.
Toprak bize ürün veriyor. Çiftçi emek veriyor. Doğa kaynaklarını sunuyor. Bize düşen ise üretileni değerli görmek ve korumayı öğrenmek.
Çünkü gerçek verimlilik yalnızca çok üretmek değil, üretileni kaybetmemektir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com