TARLADA FİYATLAR GERİLEDİ AMA PAZARDA UCUZLUK HEMEN GÖRÜLMEYECEK

Haziran 2026'da Tarım-ÜFE mevsimsel hasatla aylık %9,02 geriledi. Ancak aracı, nakliye ve girdi maliyetleri nedeniyle bu düşüş pazar raflarına tam yansımıyor.


Tarım, sadece çiftçinin değil, 85 milyonun ortak meselesidir. Çünkü soframıza gelen ekmekten süte, sebzeden meyveye kadar her ürünün fiyatı tarlada başlıyor, pazarda ve markette son buluyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı 2026 yılı haziran ayı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verileri de bu gerçeği bir kez daha ortaya koydu.
Haziran ayında tarım ürünleri üretici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 9,02 geriledi. İlk bakışta bu rakam tüketiciyi sevindirecek bir gelişme gibi görünüyor. Ancak işin perde arkasına bakıldığında tablo biraz daha farklı. Çünkü üretici fiyatlarının düşmesi, market ve pazardaki fiyatların aynı hızla düşeceği anlamına gelmiyor.
Yıllık verilere bakıldığında ise tarım ürünleri üretici fiyatlarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,55 arttığı görülüyor. Son on iki aylık ortalamaya göre artış ise yüzde 37,44 gibi oldukça yüksek bir seviyede bulunuyor. Yani çiftçi hâlâ yüksek maliyetlerle üretim yapmaya devam ediyor.
Haziran ayında en dikkat çeken gelişme bitkisel ürünlerde yaşandı. Tek yıllık bitkisel ürünlerde fiyatlar yüzde 15,55, çok yıllık bitkisel ürünlerde ise yüzde 10,30 geriledi. Bunun en önemli nedeni birçok üründe hasat döneminin başlaması oldu. Ürün bol olunca arz arttı, fiyatlar da doğal olarak aşağı yönlü hareket etti.
Özellikle yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte domates, salatalık, biber, patlıcan, karpuz, kavun ve benzeri ürünlerde üretim arttı. Tarladan çıkan ürün miktarı yükselince üretici fiyatlarında düşüş yaşandı. Ancak bu düşüşün tamamı tüketiciye yansımadı. Çünkü ürünün tarladan sofraya gelene kadar geçtiği süreçte nakliye, ambalaj, komisyon, depolama, enerji ve işçilik gibi birçok maliyet devreye giriyor.
Bu nedenle vatandaşın en çok sorduğu soru yine aynı oldu:
"Üretici fiyatı düşüyorsa pazarda neden hâlâ pahalı?"
Aslında bunun cevabı oldukça basit. Tarla ile market arasında uzun bir zincir bulunuyor. Üreticinin bir liraya sattığı ürün bazen tüketicinin karşısına üç ya da dört liraya çıkabiliyor. Aradaki maliyetler ve aracılar fiyatların yükselmesine neden oluyor.
Haziran ayında dikkat çeken bir başka gelişme ise canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yaşandı. Bu grupta fiyatlar aylık bazda yüzde 1,49 arttı. Yıllık artış ise yüzde 36,62 oldu.
Bu durum et, süt, yumurta ve süt ürünleri açısından maliyet baskısının devam ettiğini gösteriyor. Yem fiyatları, veteriner giderleri, enerji maliyetleri ve işçilik harcamaları üreticiyi zorlamaya devam ediyor. Dolayısıyla hayvancılık sektöründe fiyatların kısa vadede düşmesi kolay görünmüyor.
Verilerde dikkat çeken başka bir ayrıntı ise sebze grubunda yaşandı. Yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 60,71 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular grubunda gerçekleşti. Bu tablo, yıl boyunca yaşanan kuraklık, don olayları ve iklim değişikliğinin üretim üzerindeki etkilerini açıkça gösteriyor.
Buna karşılık aylık bazda en büyük düşüş yüzde 27,64 ile tropikal ve subtropikal meyvelerde görüldü. Hasadın yoğunlaşması ve arzın artması fiyatların gerilemesinde etkili oldu.
Orman ürünleri ve su ürünlerinde ise daha sınırlı değişimler yaşandı. Orman ürünlerinde aylık yüzde 2,14, su ürünlerinde ise yüzde 0,18 oranında düşüş gerçekleşti. Bu alanlarda fiyat hareketlerinin daha dengeli olduğu görülüyor.
Tarım sektöründe fiyatların yalnızca arz ve talebe bağlı olmadığını artık herkes biliyor. Son yıllarda iklim değişikliği en büyük belirleyicilerden biri haline geldi. Kuraklık, aşırı sıcaklar, dolu, don ve ani yağışlar üretim miktarını doğrudan etkiliyor. Üretim azalınca fiyat yükseliyor, üretim artınca ise fiyatlar geriliyor.
Bunun yanında mazot, gübre, ilaç, tohum ve elektrik gibi temel girdiler de çiftçinin maliyetini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Eğer bu maliyetler düşmezse üretici fiyatlarındaki geçici gerilemeler kalıcı olmayabilir.
Uzmanlar, haziran ayında görülen aylık düşüşün büyük ölçüde mevsimsel nedenlerden kaynaklandığını ifade ediyor. Yaz aylarında hasadın yoğunlaşması fiyatları aşağı çekiyor. Ancak sonbahar ve kış aylarında üretimin azalmasıyla birlikte fiyatların yeniden yukarı yönlü hareket etme ihtimali bulunuyor.
Bu nedenle tek bir aylık veriye bakarak "tarımda fiyat sorunu çözüldü" demek doğru olmaz. Asıl önemli olan üretimde sürdürülebilirliği sağlamak, çiftçinin maliyetlerini azaltmak ve tüketicinin uygun fiyatla gıdaya ulaşmasını sağlayacak yapısal adımları atmaktır.
Türkiye'nin tarımsal üretim gücü oldukça yüksek. Verimli topraklar, farklı iklim bölgeleri ve geniş ürün çeşitliliği önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için üreticinin desteklenmesi, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, tarımsal planlamanın güçlendirilmesi ve aracılık maliyetlerinin azaltılması gerekiyor.
Sonuç olarak haziran ayı Tarım-ÜFE verileri, tarım sektöründe mevsimsel bir rahatlamaya işaret ediyor. Ancak vatandaşın cebini rahatlatacak kalıcı sonuçların ortaya çıkması için üretim maliyetlerinin düşmesi, tedarik zincirinin daha verimli çalışması ve tarım politikalarının uzun vadeli bir bakış açısıyla uygulanması büyük önem taşıyor.
Çiftçi üretmeye devam ettiği sürece sofralar bereketlenir. Üreticinin kazandığı, tüketicinin de uygun fiyatla sağlıklı gıdaya ulaşabildiği bir tarım sistemi hem ekonominin hem de toplumun en büyük güvencesi olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com