TMO 2025 ARALIK AYI FENOLOJİK RAPORU TARLADAN NE OKUYOR?

Suya göre şekillenen ekilişler, hububatı yeniden merkeze aldı; Türk tarımı riskten kaçan yeni bir döneme giriyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2025 Yılı Aralık ayı Fenolojik Değerlendirme Raporu, bu sezon tarımda yaşananları sadece rakamlarla değil, sahadaki ruh haliyle de anlatıyor. Yağış verileri, ekiliş tercihleri ve bitki gelişim gözlemleri bir araya geldiğinde, Türk tarımının yeni bir eşikte durduğunu görmek zor değil.

Aralık ayında ülke genelinde düşen yağış miktarı 60 mm civarında kaldı. Bu rakam ne uzun yıllar ortalamasını yakaladı ne de geçen yılı. Üç aylık su yılı verileri de tabloyu değiştirmedi. Yağışlar hem normalin hem de geçen yılın gerisinde. Ama asıl mesele yağmurun azlığı değil; nerede, ne zaman ve ne kadar düştüğü.

TMO’nun sahadan topladığı veriler, yağışların bölgesel olarak son derece dengesiz seyrettiğini ortaya koyuyor. Karadeniz ve Doğu Anadolu’da yer yer normallerin üzerine çıkan yağışlar varken, Marmara’da Aralık ayı yağışları son 10 yılın en düşük seviyesine indi. Ege ve Güneydoğu Anadolu’da ise su artık sadece bir üretim girdisi değil, doğrudan ürün desenini belirleyen ana unsur haline gelmiş durumda.

TMO 2025 Fenolojik Değerlendirme Raporu’na göre bu sezon arpa ve ekmeklik buğday açık ara öne çıkıyor. Yüksek girdi maliyetleri, sulama suyu kısıtları ve pamuk, mısır, ayçiçeği gibi ürünlerdeki fiyat belirsizlikleri; üreticiyi daha bildik, daha az riskli ürünlere yönlendiriyor.

İç Anadolu’da nadas alanlarının artması tesadüf değil. Makarnalık buğdaydan ekmeklik buğday ve arpaya geçiş Konya’dan Kırıkkale’ye, Kırşehir’den Karaman’a kadar geniş bir hatta kendini gösteriyor. Hububat, özellikle de ekmeklik buğday, yeniden tarımın omurgası haline geliyor.

Marmara ve Ege’de ayçiçeğinden kanola ve hububata, Güneydoğu Anadolu’da pamuktan buğday ve arpaya doğru belirgin bir kayış var. Buradan şunu anlıyoruz ki su varsa üründe var, ancak su yoksa çiftçinin tercih de değişiyor.

Aralık sonu ve ocak başında bazı bölgelerde etkili olan kar yağışları, sezonun belki de en sevindirici gelişmesi oldu. TMO’nun fenolojik gözlemleri, kar örtüsünün olduğu alanlarda hububatın dona karşı doğal bir koruma altına girdiğini gösteriyor. Karın olmadığı ya da yetersiz kaldığı bölgelerde ise zirai don riski hâlâ ciddi bir başlık olarak önümüzde duruyor.

Düşük sıcaklıklar nedeniyle bitkiler birçok bölgede dormansiye girmiş durumda. Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’nun düşük rakımlı alanlarında erken ekilen hububat kardeşlenmeye başlarken; İç Anadolu, Karadeniz’in iç kesimleri ve Doğu Anadolu’da bitkiler kışı daha erken gelişim evrelerinde karşılıyor.

Raporun belki de en dikkat çekici satır araları baklagillerde. Özellikle kırmızı mercimek, Güneydoğu Anadolu’da yeniden güçlü bir oyuncu olarak sahneye çıkıyor. Fiyat avantajı, münavebe zorunlulukları ve düşük su ihtiyacı; buğday ve arpadan mercimeğe ciddi geçişler yaratmış durumda. Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa ve Gaziantep’te bu artış artık sahada net biçimde görülüyor.

Nohutta ise tablo daha temkinli. Ekilişler henüz tamamlanmış değil. Nihai tabloyu belirleyecek olan yine yağış olacak.

SON SÖZ

TMO’nun 2025 Yılı Fenolojik Değerlendirme Raporu, bize net bir şey söylüyor: Türk tarımı, suyu merkeze alan, maliyeti önceleyen ve riski azaltmaya çalışan bir döneme girmiş durumda. Arpa ve ekmeklik buğday güç kazanıyor; pamuk, mısır ve makarnalık buğday alan kaybediyor. Baklagiller ise özellikle kuraklık baskısı altındaki bölgelerde yeniden stratejik bir konuma yerleşiyor.

Ocak–mart döneminde alınacak yağışlar, kar örtüsünün devamlılığı ve bahar yağışlarının zamanlaması hem verimi hem de üreticinin kaderini belirleyecek.

Toprak hazır… Peki yağmur ve kar yetişecek mi?