Haziran 2026'da toplanan inek sütü %6,5 artışla 995 bin tona ulaştı. Yoğurt ve peynirde güçlü artış var ancak girdi maliyetleri fiyat düşüşünü engelliyor.
Türkiye’de süt ve süt ürünleri sektöründe haziran ayında dikkat çeken bir üretim artışı yaşandı. Ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,5 artarak 995 bin 463 tona çıktı. Yılın ilk altı ayına baktığımızda ise toplanan süt miktarı yüzde 1,5 artışla 5 milyon 853 bin 491 tona ulaştı.
Bu rakamlar, süt sektöründe üretimin genel olarak canlı olduğunu gösteriyor. Ancak aylık ve yıllık veriler birlikte değerlendirildiğinde, üretimde yalnızca miktar artışına değil, bu sütün hangi ürünlere dönüştürüldüğüne de bakmak gerekiyor. Çünkü vatandaşın günlük hayatında en çok tükettiği içme sütü, yoğurt, ayran, kefir ve peynir gibi ürünlerde önemli artışlar görülüyor.
Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre içme sütü üretimi yüzde 11,7 artarak 139 bin 778 tona çıktı. Yoğurt üretimindeki artış ise daha yüksek oldu. Yoğurt üretimi yüzde 14,1 artışla 131 bin 876 tona yükseldi. Ayran ve kefir üretimi de yüzde 11,4 artarak 98 bin 486 ton olarak gerçekleşti. İnek peyniri üretimi yüzde 8,5 artışla 71 bin 644 tona ulaşırken, tereyağı ve sadeyağ üretiminde de yüzde 11,8’lik artış görüldü.
İlk altı aylık tabloya baktığımızda da süt ürünlerinin önemli bölümünde yükseliş dikkat çekiyor. Ocak-Haziran döneminde içme sütü üretimi yüzde 9,5, yoğurt üretimi yüzde 9,4, ayran ve kefir üretimi yüzde 9,4, inek peyniri üretimi ise yüzde 3,7 arttı. Buna karşılık tereyağı ve sadeyağ üretimi yüzde 2,5 geriledi.
Burada özellikle yoğurt, ayran ve kefir üretimindeki artış dikkat çekiyor. Bu ürünler Türkiye’de hemen her kesimin günlük tüketiminde önemli bir yere sahip. Özellikle yaz aylarında ayran ve kefir tüketiminin artması, üretim rakamlarına da yansımış görünüyor.
Ancak üretimin artması, market raflarındaki fiyatların aynı oranda gerileyeceği anlamına gelmiyor. Çünkü süt fiyatının yanında yem, enerji, akaryakıt, işçilik, ambalaj, nakliye ve işletme giderleri de sektörün maliyetlerini belirliyor. Dolayısıyla üretimdeki artışın tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıyacağı, sadece süt miktarına değil, bütün bu maliyetlerin seyrine bağlı.
Bir başka önemli nokta ise üreticinin durumu. Süt sektörünün sürdürülebilir olması için yalnızca fabrikaların daha fazla süt işlemesi yeterli değil. Süt üreticisinin de yaptığı işten para kazanabilmesi gerekiyor. Yem maliyetlerinin yüksek olduğu, enerji ve diğer girdilerin üretici üzerindeki yükünün arttığı bir ortamda üreticinin ayakta kalması sektörün geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Haziran ayındaki verilerde dikkat çeken bir başka ayrıntı ise aylık değişimler. Mayıs ayında 1 milyon 22 bin 587 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, haziran ayında yüzde 2,7 azalarak 995 bin 463 tona geriledi. Yani yıllık bazda artış olmasına rağmen bir önceki aya göre düşüş yaşandı.
İçme sütünde de benzer bir tablo var. Mayıs ayında 157 bin 453 ton olan içme sütü üretimi, haziran ayında yüzde 11,2 azalarak 139 bin 778 tona indi. Bu durum bize aylık değişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini gösteriyor. Tek bir ayın verisine bakarak sektör hakkında kesin bir yargıya varmak doğru olmaz. Asıl önemli olan, birkaç aylık ve yıllık eğilimin birlikte değerlendirilmesi.
Süt ve süt ürünleri sektörü aynı zamanda tarım, hayvancılık, sanayi, lojistik ve perakende sektörlerini birbirine bağlayan önemli bir zincir. Çiftlikte başlayan üretim, fabrikada işleniyor, paketleniyor, depolanıyor ve daha sonra marketlere, pazarlara ve restoranlara ulaşıyor. Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan maliyet artışı, sonunda tüketicinin ödediği fiyata yansıyabiliyor.
Bu nedenle süt sektöründe hedef yalnızca daha fazla üretim yapmak olmamalı. Daha verimli üretim, daha düşük maliyet, daha güçlü üretici yapısı ve daha sağlıklı bir tedarik zinciri de aynı derecede önemli. Üretici kazanmalı, sanayici sürdürülebilir şekilde üretmeli ve tüketici de süt ve süt ürünlerine makul fiyatlarla ulaşabilmeli.
Haziran 2026 verileri genel olarak süt sektöründe üretim tarafında olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Özellikle içme sütü, yoğurt, ayran, kefir ve peynir üretimindeki artışlar sektörün hareketli olduğunu gösteriyor. Fakat bu hareketliliğin kalıcı hale gelmesi için üreticinin maliyet baskısının azaltılması ve süt hayvancılığının desteklenmesi gerekiyor.
Sonuçta süt sadece bir gıda maddesi değil, milyonlarca insanın günlük sofrasında bulunan temel bir ürün. Yoğurttan peynire, ayrandan tereyağına kadar geniş bir ürün yelpazesi oluşturan süt sektörü hem tüketici açısından hem de tarım ekonomisi açısından büyük önem taşıyor. Haziran verileri üretimde artış olduğunu gösterirken, bundan sonraki dönemde asıl mesele bu artışın sürdürülebilir hale getirilmesi ve üretim artışının vatandaşın sofrasına da olumlu şekilde yansıması olacak.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]