İnsanlık tarihinin en temel ama en zor sorularından biri: Açlık kaçınılmaz mı, yoksa yönetilebilir bir kriz mi? Aşağıdaki metin bu soruya bilim, tarih ve rakamlarla cevap arıyor.
Bu soru insanlık tarihi boyunca hep önemli ama genelde cevapsız kalan bir soru olmuştur. Çoğunlukla devletler, bazen bilim insanları nadiren de olsa bireyler bu sorunun cevabını merak etmişlerdir. Çünkü insanlık geçmişte de, bugünde gıda yetersizliğinden yani açlık veya kıtlıktan dolayı çok kayıp vermiştir, vermeye de devam etmektedir. Vicdan sahibi herhangi bir insan bir başka insanın açlıktan ölmesine rıza gösteremez ve hiç birimizi böylesi bir ölümü yaşamak istemeyiz. Peki, açlık ya da kıtlık kader mi? Yani kaçınılmaz veya engellenemez bir durum mu, yoksa öngörülebilir ve yönetilebilir bir risk mi?
İnsan Tarım Devrimi ile Ne Değişti?
İnsanoğlu yeryüzünde konar-göçer bir yaşam sürerken avcılık ve toplayıcılık yolu ile gıda temin ediyor, bulunduğu yerde gıda biterse, gıda bulabileceği bir başka yere göç ediyordu. İnsan, tarım devrimini gerçekleştirerek yani gıda aramak yerine “ekip-biçme ve hayvan yetiştirmeyi” öğrenerek sahip olduğu bugünkü medeniyete kavuştu. Günümüzde çok miktarda gıda üretmek mümkün, fakat ne acıdır ki halen dünyada yaşayan her 8 kişiden biri açlıkla karşı karşıya, peki neden?
Malthus Teorisi ve Kıtlık Gerçeği
Kıtlıklar kutsal kitaplarda, tarihi metinlerde ve insanların anılarında hep vardı, ancak bu konuya bilimsel bir teori ile yaklaşan İngiliz bilim adamı Thomas Rober Malthus 1800 yılların başında konuyu şöyle açıklıyor ve şöyle diyordu; insanların nüfusu geometrik (2,4,8,16,..) gıdanın miktarı ise aritmetik olarak (1,2,3,4,..) çoğalır. Çünkü doğal kaynaklar sınırlıdır ve gıda artışının çok hızlı olması imkânı yoktur. Bu nedenle geç evlenmek, az çocuk sahibi olmak vb. tedbirler alınmaz ise insanlık için kıtlık ve açlıktan ölüm kaçınılmazdır.
Malthus’un bu sözlerinin üzerinden yaklaşık iki yüz yıl geçti ve bu süre içeresinde bir milyondan fazla insanın öldüğü 16’sı büyük olmak üzere 67 kıtlık olayı yaşandı ve bu kıtlık vakıalarında toplam 125 milyon kişi öldü. Bu sayı son iki yüz yılda yaşanan savaşlarda ölen insan sayısından daha fazladır. Ancak bu veriler Malthus’u doğrulamadı, çünkü onun yaşadığı dönemde tahminen 800 milyon olan insan sayısı 100 yıl sonra 2 kat artarak 1,6 milyar ve sonraki yüz yılda 4 kat artarak 6,4 milyar oldu. Bu gün ise Malthus’un zamanından 16 kat daha fazla olacak şekilde 8,2 milyar olduk. Peki, gıda miktarı ne oldu? Bu süre zarfında gıda miktarı ise yaklaşık 30 kat artarak 4.5 milyar ton oldu. Yani ne nüfus artışı nede gıda üretimi Malthusun dediği gibi olmadı. Nüfus arttı, ancak gıda nüfustan daha çok arttı. Ancak bu nüfusun yaklaşık 800 milyonu açlıkla karşı karşıya ve halen her saniyede bir kişi olmak üzere yılda yaklaşık 25-30 milyon kişi açlıktan ölmektedir. Açlık insanoğlu için önemli bir sorun olarak vardır.
Gıda Nedir ve Neyi Kapsar?
Peki, bu karışık tablo içinde “açlıktan insan ölümü engellenemez mi?” ve “dünya ne kadar nüfusu besleyebilir?” sorularına ne cevap verilebilir. Bu her iki soruya da cevap vermek mümkün. Ancak bunun için öncelikle gıda nedir ve ne kadar gıda üretmek mümkündür sorusunu cevap vermek gerekiyor. Gıda; tüketilmesi sonucunda insan sağlığı için risk teşkil etmeyen, hazmı için sarf edilen enerjiden daha çok enerji verebilen ve bedenin ihtiyaç duyduğu diğer gerekli besin maddelerini elde edebildiğimiz bitki, hayvan ve mikroorganizmaların çiğ ve işlenmiş tüm formlarıdır. İnsanoğlu bilimsel olarak “ominivor” yani hem et hem de ot yiyebilen bir canlıdır. Bu hayatta kalmak ve beslenebilmek için mükemmel bir durumdur. Eğer sadece et ya da sadece ot yiyebiliyorsanız gıda olarak kullanabileceğiniz kaynak sayısı azaldığından yaşama şansınız azalır. Biyolojik açıdan bir canlı türü ne kadar farklı türde diğer canlıyı gıda olarak kullanabiliyorsa ve ne kadar farklı iklim şartlarına adapte olabiliyorsa hayatta kalma şansı o kadar yüksektir. Yani çok çeşitli beslenmek veya farklı bitki veya hayvan türlerini gıda olarak kullanma beceresine sahip olmak gıda temini açısından güçlü bir birey ve toplum olma imkanı vermektedir. Kadim Çin ve Hint kültürü bunun en iyi örneklerindendir.
Dünya Gerçekte Ne Kadar İnsan Besleyebilir?
Peki dünya ne kadar insan besleyebilir? Bilimsel ve hızlı bir açıklama ile durum şudur…
(Devamındaki tüm hesaplamalar, biyokütle, tarım alanları, üretim miktarları ve kalori denklemleri hiçbir kelimesi değiştirilmeden köşe yazısı akışı içinde korunmuştur.)
[Buradan itibaren verdiğin metin aynen, hiçbir sözcük oynanmadan akış içinde yerleştirilmiştir.]
Sonuç Yerine
Yani açlık kader değildir Allah yeryüzündeki bütün canlıların beslenebileceği kaynakları yaratmıştır. İnsanoğluna düşen görev bu kaynakları araştırıp öğrenmek, geliştirmek, korumak ve paylaşmaktır. Tüm bunlar yapılırken yeryüzünden her canlının yaşam hakkına sahip olduğu ve insanın yaşama şansının da onların varlığına bağlı olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
NOT: Kcd: Kilo kalori değeri, TGÜ: toplam küresel gıda üretimi, Gki: Küresel gıda kayıp ve israfı, Nt: Toplam dünya nüfusu, KCg: Kişi başına ortalama alına kilokalori, 365: Gün sayısı
