Tarımsal istihdamda nicelikten çok nitelik sorunu büyüyor. Eğitim, verimlilik ve gelir dengesizliği sektörü kırılgan hale getiriyor.

Tarımsal İstihdam: Gerçek ve Yakın Bir Sorun
Tarım; hem dünyada hem de ülkemizde en çok konuşulması gereken, önemli ve son derece stratejik bir alandır. Tarımsal faaliyetler; gıda yönüyle stratejik, endüstri yönüyle ekonomik, istihdam yönüyle sosyal, çevreye etkisi yönüyle ise ekolojik bir olgudur. Tarımsal üretimi ve verimliliği etkileyen en önemli unsurlardan biri de şüphesiz tarımsal işgücüdür. Tarımsal işgücü yani tarımsal istihdam, özellikle niceliği, niteliği ve verimliliği yönüyle başta gelişmekte olan ekonomiler olmak üzere tüm ülkelerde yönetilmesi gereken önemli bir konudur. Genel olarak dünyadaki toplam işgücünün yüzde 26’sı, yani her dört kişiden biri tarımda istihdam edilmektedir. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 17 olup, ülkemizde her altı kişiden biri tarımda çalışmaktadır. Küresel ölçekte tarımsal verimliliği belirleyen temel unsurlar; doğal kaynaklar, ekoloji, biyolojik çeşitlilik ve tarımsal işgücünün niteliği ile istihdamın yapısıdır.

Küresel Ölçekte Tarımsal İstihdam Tablosu
Global ölçekte tarımsal işgücüne bakıldığında; ABD ve İngiltere gibi ülkelerde tarımsal istihdam oranının yüzde 1’e kadar düştüğü, Japonya, Almanya, Fransa, Kanada ve İtalya gibi ülkelerde ise yüzde 3 ila 5 aralığında olduğu görülmektedir. Gelişmekte olan Etiyopya, Nijerya, Kongo ve Fas gibi ülkelerde bu oran ortalama yüzde 30–40 seviyesindeyken, Nijer ve Burkina Faso gibi az gelişmiş ülkelerde yüzde 70–80’e kadar çıkabilmektedir. Tarımsal istihdam için makul kabul edilebilecek oran, genel olarak tarımsal üretimin milli ekonomi içindeki payına yakın bir seviyedir. Teknoloji kullanım düzeyine bağlı olarak bu oran değişebilmekle birlikte, tarımsal istihdamın toplam istihdam içindeki payının, tarımın ekonomi içindeki payından artı-eksi yüzde 2 sapma göstermesi beklenir. Türkiye’de tarımsal ekonominin milli gelir içindeki payı yaklaşık yüzde 5,8’dir. Bu çerçevede tarımsal istihdamın yüzde 4–8 aralığında olması makul görünmektedir. Ancak mevcut tabloda tarımsal istihdamın bu oranın yaklaşık iki katı olduğu görülmektedir.

Tarımsal İstihdamın Yapısal Sorunları
Detaylı analizlerde tarımsal istihdamın yaş, eğitim, bilgi, beceri, sektörel uyum, finansal okuryazarlık, sosyal etki, yıllık gelir, refah ve itibar gibi birçok parametre açısından ciddi sorunlar barındırdığı görülmektedir. Tarım sektöründeki istihdam fonksiyonel açıdan üç ana grupta değerlendirilebilir. Birinci grup, kendi namına çalışan ve iş sahibi olan çiftçiler yani üreticilerdir. Bu grup sektörün ana istihdam kitlesini oluşturmakta, çoğunlukla kırsalda yaşayan dar ve orta gelirli ancak görece belirli bir refah ve memnuniyet seviyesine sahip bireylerden oluşmaktadır. İkinci grup, gündelik veya dönemsel çalışan; başkasının işinde geçici olarak istihdam edilen işçiler, ustalar ve diğer emekçilerdir. Bu kesim çoğunlukla sosyal güvenceden yoksun, yeterli iş tecrübesine sahip olmayan, refah ve eğitim seviyesi düşük, temel kamu hizmetlerine erişimi sınırlı bireylerden oluşmaktadır. Üçüncü grup ise tarım sektöründeki beyaz yakalılar olarak tanımlanabilecek; kamu veya özel sektörde üretim, pazarlama ve tedarik zincirinde görev alan mühendisler, veteriner hekimler, tekniker ve teknisyenlerdir. Bu grubun temel sorunları işsizlik, düşük ücretler, teknoloji kullanım yetersizliği, kariyer planlaması eksikliği ve risk-ücret dengesizliğidir.

Alaylılar ve Okullular Ayrımı
Tarımsal istihdam, eğitim ve yetişme biçimine göre de iki ana gruba ayrılabilir: alaylılar ve okullular. Alaylılar, aileden veya sahada yetişen bireyleri kapsarken; okullular, eğitim sistemi içinden gelenleri ifade etmektedir. Alaylıların temel sorunları yaşlılık, finans ve teknolojiye erişim güçlüğü, sigortalılık eksikliği, kamusal hizmetlere ulaşım ve düşük girişimcilik becerileridir. Bu grubun mavi yakalı kesiminde ise beceri, belgelendirme, ücret, iş güvencesi ve sigorta sorunları öne çıkmaktadır. Okulluların en önemli sorunları ise işsizlik, düşük girişimcilik becerisi ve yetersiz teşvik mekanizmalarıdır. Bu nedenle tarımsal istihdamın, gruplar ayrıştırılarak saha çalışmasına dayalı biçimde analiz edilmesi ve her grup için uygun çözümler geliştirilmesi gerekmektedir.

Eğitim ve Yayım Sisteminin Rolü
Tarımsal istihdamın niteliği ve sürdürülebilirliği açısından en kritik unsur tarımsal eğitim ve yayım sistemidir. Türkiye’de tarımsal ortaöğretim; nitelik, altyapı, program ve öğrenci sayısı bakımından uzun süredir ihmal edilmiş bir alan görünümündedir. Tarımsal yükseköğretimde ise yaygın bir altyapı bulunmakla birlikte, uzmanlık, beceri, verimlilik ve sektör beklentileri açısından ciddi eksiklikler mevcuttur. Üreticiler ve dönemsel çalışanlar için mesleki yetkinliği artıracak yaygın ve sürekli bir hayat boyu eğitim sisteminin eksikliği dikkat çekmektedir. Beyaz yakalılar açısından ise akredite, güncel, ihtiyaca uygun eğitim, yetkilendirme ve denetim mekanizmalarının yetersizliği öne çıkmaktadır.

İklim Krizi ve Gıda Güvenliği Bağlamında Tarımsal İstihdam
İklim değişikliğinin etkilerinin giderek arttığı ve küresel gıda tedarik zincirinin daha kırılgan hale geldiği bir dönemde, tarımsal istihdamın analizi ve çözümü hayati önem taşımaktadır. Bu sorunun tek taraflı ve sürdürülebilir olmayan reçetelerle çözülmesi mümkün değildir. Kamu, özel sektör, meslek örgütleri, üretici birlikleri, sivil toplum, akademi ve entelektüel çevrelerin katkısıyla bütüncül ve inovatif çözümler geliştirilmesi gerekmektedir. Tarımsal istihdam sorununu çözemeyen bir ülkenin doğal kaynaklarını verimli kullanması ve gıda güvenliğini sürdürülebilir biçimde sağlaması mümkün değildir.

Türkiye İçin Tarihsel ve Stratejik Sorumluluk
Anadolu, tarım devriminin beşiği olan bir coğrafyadır. Türkiye, agroekolojik çeşitliliği ve üretim potansiyeliyle bölgesinin en büyük tarımsal ekonomilerinden biridir. Bu nedenle tarımsal istihdamdaki nitelik ve nicelik sorunlarının gerçekçi biçimde analiz edilmesi ve makul bir sürede çözüme kavuşturulması hayati bir zorunluluktur. Üreticilerin ve tarım çalışanlarının günümüz ihtiyaçlarına uygun şekilde eğitilmesi, belgelendirilmesi, gelir ve refah seviyelerinin yükseltilmesi ve sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması sektörün sürdürülebilir büyümesi için stratejik bir gerekliliktir.

Yeni Bir İstihdam ve Eğitim Tasarımı İhtiyacı
Tarımsal ortaöğretim ve yükseköğretim ile nitelikli tarım işgücünün istihdamı, günümüz eğitim paradigmasına ve teknolojik dönüşüme uygun biçimde yeniden tasarlanmalıdır. Tarımsal istihdam konusunda yaygın algı; köylerin boşaldığı, çiftçilerin yaşlandığı ve istihdamın azaldığı yönündedir. Oysa asıl sorun, verimsizlik, ihtiyaca uygun olmayan eğitim, düşük uzmanlaşma düzeyi ve gelir-refah yetersizliğidir.

Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Tarımsal İstihdam
Köyden kente göçün yavaşladığı, eğitim altyapısının yaygınlaştığı ve tarımsal teknoloji kapasitesinin belirli bir olgunluğa ulaştığı günümüzde, tarımsal istihdamı Türkiye Yüzyılı hedeflerine hizmet edecek şekilde yeniden kurgulamak için uygun bir dönemdeyiz. Tarım sektörü, insanlık var oldukça önemini yitirmeyecek bir alan olarak bu sorunları çözebilecek bilgi, birikim ve kapasiteye sahiptir. Yapılması gereken; konunun tüm taraflarca ciddiyetle ele alınması, bilimsel, uygulanabilir ve ortak akla dayalı çözümlerin üretilmesi ve bu yeni eğitim-istihdam tasarımının siyasi ve idari irade tarafından sahiplenilerek hayata geçirilmesidir.

Son Söz
Sektörün mensupları olarak tarımı konuşmaya ve çözüm üretmeye devam etmeliyiz.