2025'te kırmızı et üretimi %10,5 azalarak 1,8 milyon tona geriledi. Maliyet artışı ve üretimdeki bu daralma, tüketici fiyatlarında yeni bir baskı riski doğuruyor.

2025 yılına ilişkin kırmızı et üretim verileri, Türkiye hayvancılık sektöründe dikkat çekici bir daralmaya işaret ediyor. Toplam üretim bir önceki yıla göre %10,5 azalarak 1 milyon 885 bin 130 ton seviyesine geriledi. Bu düşüş, yalnızca sayısal bir küçülme değil; aynı zamanda maliyetler, arz dengesi, ithalat politikaları ve tüketici fiyatları açısından da zincirleme etkiler doğurabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
ÜRETİMDE GENEL GERİLEME: TÜM TÜRLERDE DÜŞÜŞ VAR
2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 ton olan toplam kırmızı et üretiminin 2025’te yaklaşık 220 bin ton azalması, sektör genelinde yaygın bir daralmaya işaret ediyor. Üstelik bu gerileme sadece tek bir hayvan türüyle sınırlı değil:
• Sığır eti üretimi %11,5 azalarak 1 milyon 313 bin tona geriledi
• Koyun eti üretimi %8,1 düşüşle 468 bin ton oldu
• Keçi eti üretimi %8,8 azalarak 90 bin ton seviyesine indi
• Manda eti üretimi ise %6,3 düşüşle 12 bin 909 ton olarak gerçekleşti
Bu tablo, üretim zincirinin tamamında bir baskı olduğunu gösteriyor. Özellikle sığır eti üretimindeki çift haneli düşüş, toplam üretimdeki gerilemenin ana belirleyicisi konumunda.
SON 10 YILLIK TREND: ARTIŞTAN GERİ DÖNÜŞ
2016 yılında 1,3 milyon ton seviyesinde olan kırmızı et üretiminin 2025’te 1,88 milyon tona ulaşmış olması, uzun vadede bir artış trendine işaret ediyor gibi görünse de son iki yıldaki kırılma dikkat çekici. 2024’te zirveye yaklaşan üretim, 2025’te belirgin bir geri çekilme yaşamış durumda.
Bu durum, sektörün sürdürülebilir büyüme yerine dalgalı bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle yem maliyetleri, finansman koşulları ve üretici kârlılığı gibi faktörler bu dalgalanmanın temel nedenleri arasında değerlendirilebilir.
ÜRETİMİN DAĞILIMI: SIĞIR ETİ AĞIRLIĞI SÜRÜYOR
Kırmızı et üretiminde türler bazında dağılım incelendiğinde, sığır etinin belirleyici rolü devam ediyor:
• 2025 yılında toplam üretimin %69,7’si sığır etinden
• %24,9’u koyun etinden
• %4,8’i keçi etinden
• %0,7’si manda etinden oluştu
Bir önceki yıla göre sığır etinin payında sınırlı bir gerileme yaşanırken, koyun ve keçi etinin payında küçük artışlar dikkat çekiyor. Bu durum, küçükbaş hayvancılığın göreli olarak daha dirençli bir performans sergilediğine işaret edebilir.
ÜRETİM YÖNTEMİ: KASAPLIK GÜÇ ORANI NE ANLAMA GELİYOR?
Kırmızı et üretim tahminleri, teknik bir yöntem olan “Kasaplık Güç Oranı (KGO)” kullanılarak hesaplanıyor. Bu oran, bir yıl içinde kesilen hayvan sayısının toplam hayvan varlığına oranını ifade ediyor.
Bu yöntemde üç temel unsur öne çıkıyor:
1. İç popülasyondan kesilen hayvan sayısı
2. İthal edilip kesilen hayvan sayısı
3. Ortalama karkas ağırlığı
Bu üç bileşenin çarpımı, toplam üretim tahminini oluşturuyor. Dolayısıyla üretimdeki düşüş; hayvan sayısındaki azalma, kesim oranlarındaki değişim veya karkas ağırlıklarındaki gerilemeden kaynaklanabilir.
DÜŞÜŞÜN OLASI NEDENLERİ
2025 yılındaki sert düşüşü tek bir faktörle açıklamak mümkün değil. Ancak öne çıkan başlıklar şöyle sıralanabilir:
• Yem maliyetlerindeki artış: Üreticinin en büyük gider kalemi olan yem fiyatları, kârlılığı ciddi biçimde baskılıyor.
• Finansmana erişim sorunları: Yüksek faiz ortamı, üreticinin yatırım ve üretim kapasitesini sınırlıyor.
• Hayvan varlığında azalma: Damızlık hayvan kesimleri ve yetersiz destekler, sürü büyüklüğünü olumsuz etkileyebilir.
• İthalat politikaları: Canlı hayvan ve et ithalatı, iç piyasada fiyatları baskılarken üretim motivasyonunu azaltabiliyor.
TÜKETİCİYE ETKİ: FİYATLAR ÜZERİNDE YUKARI YÖNLÜ BASKI
Üretimdeki daralma, arz yönlü bir şok anlamına geliyor. Talebin sabit kalması veya artması durumunda bu gelişme, et fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Özellikle sığır eti üretimindeki düşüş, kırmızı et fiyatlarının genel seviyesini doğrudan etkileyebilecek bir unsur.
SONUÇ: YAPISAL ÖNLEMLER KAÇINILMAZ
2025 verileri, kırmızı et üretiminde geçici bir dalgalanmadan ziyade daha derin yapısal sorunlara işaret ediyor. Üretimin sürdürülebilirliği için:
• Yem maliyetlerini dengeleyici politikalar
• Küçük ve orta ölçekli üreticiyi destekleyici finansman modelleri
• Hayvan varlığını artırmaya yönelik uzun vadeli stratejiler
Gibi adımların kaçınılmaz olduğu görülüyor.
Aksi halde, üretimdeki bu tür sert düşüşlerin önümüzdeki yıllarda daha sık yaşanması ve bunun da hem üretici hem tüketici açısından daha ağır sonuçlar doğurması kaçınılmaz olabilir.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]