Türkiye tohumda üretim ve ihracatta rekor büyüme yakaladı ancak hibrit ve yüksek teknoloji gerektiren tohumlarda dışa bağımlılık sürüyor.
Tarımın temel girdisi olan tohum, yalnızca bir üretim unsuru değil; aynı zamanda gıda güvenliği, ekonomik bağımsızlık ve dış ticaret dengesi açısından stratejik bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, son yıllarda tohumculuk sektöründe hem üretim hem de ihracat açısından önemli bir ivme yakalamış, küresel pazarda dikkat çeken ülkelerden biri haline gelmiştir. Ancak bu yükselişin arka planında hâlâ ithalata bağımlı olunan alanlar da bulunmaktadır.
TOHUM ÜRETİMİNDE TARİHİ ARTIŞ
Türkiye’de sertifikalı tohum üretimi son 20 yılda dikkat çekici bir büyüme sergilemiştir. 2000’li yılların başında yaklaşık 300 bin ton seviyesinde olan üretim, 2025 yılı itibarıyla 1 milyon 351 bin tona ulaşmıştır.
Bu artış hem kamu politikalarının hem de özel sektör yatırımlarının etkisiyle gerçekleşmiştir. 2024 yılında 1 milyon 303 bin ton olan üretimin, bir yıl içinde yaklaşık %4 artarak 2025’te 1,35 milyon ton seviyesine yükselmesi, sektörün sürdürülebilir bir büyüme trendine girdiğini göstermektedir.
Tohumculuk sektöründe kendine yeterlilik oranının %90’ların üzerine çıkmış olması da dikkat çekici bir gelişmedir. Bu durum, Türkiye’nin birçok tarla bitkisi ve sebze tohumunda yerli üretim kapasitesini önemli ölçüde geliştirdiğini ortaya koymaktadır.
İHRACATTA YENİ PAZARLAR VE REKORLAR
Türkiye’nin tohum ihracatı son yıllarda düzenli bir artış trendi göstermektedir.
• 2024 yılında: 338 milyon dolar
• 2025 yılında: 368 milyon dolar
Ayrıca bazı sektör temsilcilerine göre 2025 yılı toplam ihracatının 540 milyon dolara ulaştığı ve ithalatın üzerinde gerçekleşerek dış ticaret fazlası verdiği belirtilmektedir.
Türkiye, 2025 yılı itibarıyla 117 ülkeye tohum ihraç eder hale gelmiştir.
Başlıca ihracat pazarları arasında:
• Orta Doğu ülkeleri
• Türk Cumhuriyetleri
• Avrupa ülkeleri
• Afrika pazarı
Yer almaktadır. Özellikle sebze tohumları (domates, biber, salatalık) ve bazı tahıl tohumları Türkiye’nin rekabet avantajına sahip olduğu alanlardır.
İTHALAT: DEVAM EDEN BAĞIMLILIK ALANLARI
Her ne kadar ihracat artmış olsa da Türkiye’nin tohum ithalatı tamamen ortadan kalkmış değildir.
2024 yılında tohum ithalatı yaklaşık 287,8 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.
2025 yılı için ise:
• İthalat: 382 milyon dolar
• İhracat: 540 milyon dolar
• Dış ticaret fazlası: 158 milyon dolar
Bu veriler, Türkiye’nin ilk kez belirgin bir dış ticaret fazlası verdiğini ortaya koymaktadır.
Ancak ithalatın yapısına bakıldığında önemli bir gerçek ortaya çıkmaktadır:
Türkiye özellikle hibrit tohumlar, yüksek verimli mısır, ayçiçeği ve bazı endüstriyel bitki tohumlarında dışa bağımlılığını sürdürmektedir.
Örneğin yağlı tohumlar alanında:
• Ayçiçeği üretimi önemli olmakla birlikte, arzın önemli bir kısmı ithalatla karşılanmaktadır.
Bu durum, tohumculukta “niceliksel başarıya rağmen niteliksel bağımlılık” tartışmalarını gündeme getirmektedir.
DIŞ TİCARET DENGESİNDE DÖNÜŞÜM
Türkiye’nin tohum dış ticareti son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirmiştir.
Yıl İhracat (milyon $) İthalat (milyon $) Denge
2023 326 249 Fazla
2024 337 287 Fazla
2025 540 382 Fazla
Özellikle 2020 sonrası dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranının %100’ün üzerine çıkması, sektörün rekabet gücünü açıkça ortaya koymaktadır.
TOHUMCULUKTA STRATEJİK ÜLKELER
Türkiye’nin tohum ticaretinde öne çıkan ülkeler iki ana grupta değerlendirilebilir:
İhracat yapılan ülkeler:
• Irak, Suriye, İran gibi komşu ülkeler
• Azerbaycan, Kazakistan gibi Türk Cumhuriyetleri
• Hollanda, Almanya gibi Avrupa ülkeleri
• Afrika ülkeleri (özellikle Sudan, Etiyopya)
İthalat yapılan ülkeler:
• Hollanda (sebze tohumları)
• ABD (hibrit ve genetik ıslah ürünleri)
• Fransa ve Almanya (tarla bitkileri tohumları)
• İsrail (yüksek teknoloji sera tohumları)
Bu tablo, Türkiye’nin bir yandan bölgesel ihracat üssü haline geldiğini, diğer yandan ileri teknoloji tohumlarda hâlâ dışa bağımlı olduğunu göstermektedir.
SEKTÖRÜN GELECEĞİ: FIRSATLAR VE RİSKLER
Tohumculuk sektörü Türkiye için büyük fırsatlar barındırmaktadır:
Fırsatlar:
• İklim avantajı ve geniş agro-ekolojik çeşitlilik
• Artan küresel gıda talebi
• Bölgesel pazarlara yakınlık
• Yerli AR-GE yatırımlarının artması
Riskler:
• Hibrit ve genetik tohumlarda dışa bağımlılık
• İklim değişikliğinin üretim üzerindeki baskısı
• Küresel şirketlerin piyasa hakimiyeti
• Tarımsal girdi maliyetlerindeki artış
SONUÇ: YÜKSELEN AMA TAM BAĞIMSIZ OLMAYAN BİR SEKTÖR
Türkiye’nin tohumculuk sektörü, son yıllarda üretim kapasitesi, ihracat performansı ve dış ticaret dengesi açısından önemli bir başarı hikâyesi yazmaktadır. 1,35 milyon tonu aşan üretim ve yüz milyonlarca dolarlık ihracat hacmi, bu sektörün artık stratejik bir güç unsuru haline geldiğini göstermektedir.
Ancak bu başarıya rağmen, özellikle yüksek teknoloji gerektiren tohumlarda ithalatın devam etmesi, sektörün tam anlamıyla bağımsız bir yapıya kavuşamadığını ortaya koymaktadır.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin hedefi; yalnızca daha fazla üretmek değil, aynı zamanda daha yüksek katma değerli ve teknolojik tohumlar geliştiren bir ülke haline gelmek olmalıdır. Bu dönüşüm sağlandığında, tohumculuk sektörü Türkiye ekonomisinin en güçlü ihracat kalemlerinden biri olmaya adaydır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]