Sürdürülebilir gıda arzı ve tarımın geleceği için küçük üreticileri koruyan, ipotek zorunluluğunu ortadan kaldıran ve kurumsal devlet kefaleti sunan güçlü bir Tarımsal Kredi Garanti Mekanizması kurulmalıdır.


Köye, tarlaya yolu düşen herkes son zamanlarda aynı sitemi duyuyordu: "Toprak burada, emek burada, akıllar burada... Ama cepte para yok ki tohumu, gübreyi zamanında bulun." Çiftçimiz gece gündüz demeden çalışıyor, sofralarımıza ekmek, sebzeyi, meyveyi getiriyor. Ancak işin üretime gelmesi de kaynak üretmeye başlıyor, işler sarpa sarıyor.
Peki sorun nerede? Çiftçi neden kredi işlemleri taşıma işlemlerini büyütemiyor? İşte tam bu noktada hayatımıza giren çok kritik bir kavram var: Tarımsal Kredi Garanti Mekanizması.
Gelin bu konunun ağır finans şartlarına boğulmadan, evdeki çay sohbeti tadında, en genel özelliklerini konuşalım.
Nedir Bu Kredi Garanti Sistemi?
Lafı hiç uzatmadan en basit şekilde anlatalım: Diyelim ki traktörünüzü yenileyeceksiniz ya da tarlaya damlama sulama sistemi kuracaksınız. Bankanın kapısını çalarsınız. Banka haklı olarak size sorar: "Sana bu parayı veririm ama geri ödeyemezsen güvencem ne olacak? Bana bir kefil göster ya da evini, tarlanı ipotek et."
İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer tam da bulunuyor. Birçok küçük ve orta değişiklik çiftçimizin bankaya ipotek ettirecek büyük tapuları ya da şehirden kat karşılığı dairesi yok. Hatta çoğu zaman tarlasının tapusu hisseli ya dededen kalma ya da kiralık. Durum böyle olduğunda banka “Risk alamam” diyor, çiftçi de “Üretimi yapamam” deyip elini çekiyor.
Kredi Garanti Mekanizması dediğimiz şey, işte tam bu anda devralınan bir "Devlet Kefaleti" veya "Kurumsal Arka Çıkma" sistemidir. Sistem bankaya der ki: "Sen bu çiftçiye güven, kredisini ver. Eğer iklim kurak gider, afet olur da bu adam parayı ödeyemezse, belli bir potansiyel ben kefilim, arkadayım!"
Yani özetle bu mekanizma, cebinde ipotek sürecek tapusu olmayan ama tarlasında alın teri dökme arzusu olan dürüst çiftçimizin bankadaki kurumsal kefilidir.
Sistem Neden Güçlendirilmeli? Çiftçinin Elini Nasıl Rahatlatır?
Günümüzde tarım sadece "tohumu at, yağmuru bekle" devri değil. Artık iklim krizi var, kuraklık var, mazot ve gübre fiyatları sürekli değişiyor. Çiftçinin ayakta kalabilmesi için teknolojiye, modern sulamaya, kaliteli insan yatırımı yapma şartı.
Peki, var olan garanti sistemi neden güçlendirilmeli?
1. İpotek Çilesi Son Bulsun: Çiftçinin en büyük kabusu olan "tapuyu riske atma" korkusu acı verici. Çiftçi, müşterilerini kaybetme, stres yaşamadan üretime odaklanıyor.
2. Gençler ve Kadınlar Köye Dönsün: Bugün köyde kalıp üretim yapmak isteyen binlerce genç ve kadın girişimci var. Ama ne sermayeleri var ne de ipotekleri var. Güçlü bir garanti sistemi, gençlerin ve kadınların tarıma katılması için adeta altın bir anahtardır.
3. Kayıt Dışı Biter, Çiftçi Marka Olur: Garanti kapsamından yararlanan çiftçi Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) girer, verilerini düzeltir. Böylece tarımımız kayıt altına alınır, profesyonelleşir.
4. Banka ile Çiftçi Helalleşir: Bankalar tarım sektörünün "çok açılması" görmekten vazgeçer. Garanti kapsamı için daha uygun faizle ve daha uzun vadeli krediler açılabilir.
Bu Sistemi Nasıl Güçlendirirsiniz? (Çözüm Yolları)
"Tamam, sistem çok güzel ama nasıl daha iyi çalışır?" derseniz, yapılması gerekenler Aslında çok net:
• Bürokrasiyi Azaltmak: Çiftçiyi dosya dosyası evrakla, günlerce süren onay süreciyle bitmek gerekiyor. Başvurunun gerçekleştiği zaman süreci hızlı işlemeli, tohumların düşmesinden para çiftçinin eline geçmeli.
• Sadece Büyük Ağa Değil, Küçük Üretici de Faydalanmalı: Garanti fonları öyle ayarlanmalı ki, 500 dönüm arazisi olan dev işletmeden faydalansın, 10 dönümde domates yetiştiren küçük aile çiftçisi de. Hatta parlaklık küçük üreticiye verilmeli.
• Afet ve İklim Riskine Özel Esneklik: Tarım, fabrikaya benzemez. Bir dolu yağar, bütün mahsul gider. Güçlendirilmiş bir sistem, iklim sıcaklığından doğan zararlarda borç dairesi ve yeniden çalıştırılması gerekir.
Son Söz: Toprak Gülerse Herkes Güler
Bizler şehirde pazarda gittiğimizde domatesin, biberin, ekmeğin fiyatından dert yanıyorsak, bunun karşılığında tarladaki üretim maliyeti ve finansal olarak ayakta kalıyoruz. Çiftçimiz ucuz ve kolay bilgiye ulaşabilirse, tarlasını daha çok eker, verim artar. Verim artarsa, sofralarımız ucuzlar ve bereketlenir.
Tarımsal kredi garanti mekanizmalarını çalışmak, çiftçiye sadaka vermek değildir; tam olarak farklı ülkelerdeki gıda verimliliği ve verimliliği garanti altına almaktır. Toprağa dikilen her tohumun arkasında güçlü bir devlet ve sistem olursa destek, ne çiftçimiz borç harç içinde ezilir ne de tarlalarımız boş kalır.
Unutmayalım; Çiftçinin arkasında duran bir garanti sistemi, aslında hepimizin geleceğinin güvenilirliğidir!
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]