Takvimler hızla ilerliyor. Sonbaharı geride bıraktık, kışa girdik. Aralık bitmek üzere, yaklaşık iki hafta sonra 2025’i uğurlayıp 2026’ya merhaba diyeceğiz. Ancak ülkenin gündemi ne yeni yıl heyecanı ne de kış hazırlığı… Gündem susuzluk!

Türkiye yazı kurak ve yağışsız geçirdi. Umutlar sonbahar yağmurlarındaydı ama o umut da boşa çıktı. Eylül, Ekim, Kasım ayları neredeyse yazdan kalma günlerle geçti. Pek çok kent damla yağış almadı. Sonuç ortada: Barajlar alarm veriyor, pınarlar kuruyor, yeraltı suları çekiliyor.

BÜYÜKŞEHİRLERDE ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR

İstanbul’da baraj doluluk oranı yüzde 18’e kadar düştü. Ömerli yüzde 14’lerde. İzmir’de Tahtalı Barajı yüzde 1 seviyesinde; su kesintileri uzatıldı. Ankara’da aktif doluluk yüzde 5,5. Büyükşehirler bile bu haldeyse, Anadolu’nun durumunu tahmin etmek hiç zor değil.

Adana, son 52 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Hatay’da Karaçay Barajı yüzde 6’ya düştü. Tekirdağ’da “20 günlük su kaldı” deniliyor. Eskişehir’de Keskin Barajı neredeyse tamamen kurudu. Yozgat’ta nehirler kuruyor, hayvanlar içecek su bulamıyor. Diyarbakır’da bir zamanlar taşkın tehdidi yaratan Dicle Barajı’nda bugün kapaklara ulaşacak su kalmadı!

KURAKLIK SOFRAMIZA YANSIYOR

Kuraklık yalnızca musluktan akan suyu değil, soframıza gelen ekmeği de tehdit ediyor. Kırıkkale’de soğan tarlalarında verim yüzde 40 düştü. Çiftçi “Suyu doğru kullanmazsak tarımı kaybederiz” dedi. Tahıl ambarı Konya’da üretici endişeli: “Bu şartlarda nasıl ekeceğiz, nasıl üreteceğiz?” diye diye stres küpü haline geldi.

Uzmanlar yıllardır uyarıyor. Yeraltı suları hızla tükeniyor, kuyu derinlikleri 300 metreleri buluyor. Bu sürdürülebilir değil. Sulu tarım bu haliyle devam edemez. Kuraklık artık geçici bir sorun değil; kalıcı bir gerçek!

YAĞIŞ UMUDU VAR AMA YETMEZ

Meteoroloji uzmanları bu kışın sert ve yağışlı geçebileceğini söylüyor. Kar ve yağmur ihtimali elbette umut verici. Ancak tek bir yağışlı kış, yılların ihmallerini telafi etmeye yetmez. Çünkü sorun yalnızca yağmurun azlığı değil; suyu hoyratça tüketmemiz.

Artık şu gerçeği kabul etmek zorundayız: Su sınırsız değil. Barajlar dolsa bile, bilinç değişmezse birkaç yıl sonra aynı tabloyla yine karşılaşacağız. Tarımda modern sulama zorunlu hale gelmeli, kaçak ve bilinçsiz sulama engellenmeli. Şehirlerde tasarruf bir tercih değil, zorunluluk olmalı.

SON SÖZ

2025’i susuzlukla kapatıyoruz. 2026’nın da zor geçeceği şimdiden görülüyor. Bu nedenle yeni yıldan mucize beklemek yerine sorumluluk almak zorundayız. Çünkü her damla su, yalnızca bugünümüzü değil, yarınımızı da belirliyor. Ve unutmayalım:

Barajlar boşsa, gelecek de susuzdur.