SAVAŞIN GÖLGESİ TARLAYA DÜŞTÜ

ABD ile İsrail’in, İran ile sıcak çatışma sürecine girmesi, meseleyi artık “ihtimal” olmaktan çıkardı. Bu durumun askeri ve siyasi sonuçları ayrı bir başlık ama beni asıl düşündüren tarafı tarım. Çünkü savaşın ekonomik dalgası en hızlı mazota, gübreye ve üretim maliyetlerine çarpıyor.

Bir kere İran’ın elindeki en stratejik kozlardan biri Hürmüz Boğazı. Küresel petrol ticaretinin önemli bir kısmı bu dar geçitten yapılıyor. Farklı haberler geliyor. Kimi kapatıldığını söylüyor kimi ise geçişlerin kısıtlandığını. Eğer İran bu boğazı kapatma yoluna gider ya da fiilen sevkiyat aksarsa, petrol fiyatlarında sert bir sıçrama görmek kaçınılmaz olur.

Bu sadece uluslararası piyasaları değil, doğrudan bizim çiftçimizi de etkiler. Çünkü petrol fiyatı demek mazot fiyatı demek.

Tarlada kullanılan her traktör mazotla çalışıyor. Kontağı çevirdiğimiz an maliyet yazmaya başlıyor. Küresel petrol fiyatındaki artış pompaya yansıdığında, çiftçi şimdiden sezona daha pahalı başlıyor.Sektör kaynakları bu gece 5 lira zam geleceğini açıkladı mazotun litresine.
Mazot zamlandıkça çiftçi ya daha az ekim yapıyor ya da girdi kullanımını kısıyor. Bu da üretimde düşüş riskini beraberinde getiriyor.

Bir diğer başlıkta gübre. Gübre üretiminin temel girdisi doğalgaz. Bölgedeki savaş enerji piyasasını da geriyor. Katardaki tesisler vurulunca daha şimdiden Avrupa’da doğalgaz fiyatı yüzde 40 zamlandı. Doğalgaz fiyatı yükseldiğinde gübre üretim maliyetleri de artıyor, bu da doğrudan satış fiyatına yansıyor.

Çiftçi zaten finansmana erişimde zorlanırken bir de yüksek gübre fiyatıyla karşılaşırsa, kullanım oranını düşürmek zorunda kalabilir. Bu da verimde azalma anlamına gelir. Verim düştükçe birim maliyet daha da artar.

Savaş ortamında sadece enerji değil, taşımacılık da pahalanıyor. Navlun fiyatları yükseliyor, İthal edilen tarım girdileri daha pahalıya geliyor. İhracat tarafında ise rekabet gücü zayıflıyor.

Tarım uzun vadeli bir planlama işidir. Ama savaş ortamında en büyük sorun belirsizliktir. Çiftçi önünü göremediği sürece risk almak istemez. Daha az ekim yapar ya da düşük maliyetli ürünlere yönelir. Bu da ülke genelinde üretim desenini değiştirebilir.

Sonuç

Bugün yaşanan çatışma sadece askeri bir mesele değil; enerji, lojistik ve girdi maliyetleri üzerinden doğrudan tarımı etkileyen bir krizdir.
Tarım sektörü zaten kırılgan bir dengede ilerliyor. Böyle bir dönemde üreticinin desteklenmesi, mazot ve gübre gibi temel girdilerde maliyet baskısının hafifletilmesi hayati önem taşıyor. Çünkü savaşın en ağır faturalarından biri, çoğu zaman tarlada kesiliyor.