Yeni yıla doğru geri sayım başlamışken, belki de birçoğumuz bu yoğun gündem içinde zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamadık. Bu dönemlerde medya aslında asgari ücret görüşmelerine kilitlenirdi ama, bu sefer asgari ücretli; yargı, medya, siyaset, spor dünyasına dair haberlerin gölgesinde kaldı. Gelin ekonomiyi o gölgeden çıkaralım, ne var ne yok bir bakalım.

GÜMÜŞ COŞTU

2025 yılı için “altın yılı olacak” şeklinde öngörüler vardı ama, “gümüş yılı oldu” diyebiliriz. ABD enflasyon verilerinin beklenti altı gelmesiyle Amerikan Merkez Bankası Fed ile ilgili faiz indirimi beklentileri güçlendi. Yanına bir de yoğun talep eklenince, gümüş tüm zamanların rekorunu kırdı ve onsu 69 doları geçti. Altının onsu da 4 bin 400 dolar seviyesiyle rekor tazeledi. Gram altın, tarihinde ilk kez 6 bin TL’yi geçti. Değerli metaller platin, paladyum da geri kalmadı, kendi rekorlarını kırdılar. Yılbaşından bu yana %130’un üzerinde kazandıran gümüş için bazı uzmanların, “balon” uyarısı yaptığını da not edelim. Değerli maden ve metallerin yeni yılda yeni rekorlar kıracağını söyleyen uzmanların sayısı da fazla… Bakalım, yeni yıl hangi yatırım aracına yarayacak?

BÜTÇE MARATONU BİTTİ

Bitti ama nasıl bitti? TBMM’de yumruklar havada uçuştu. Ak Parti ile CHP milletvekillerinin sözlü tartışması büyüdü, arbedeye dönüştü. Bu durumda, 2026 yılı bütçesinden çok bizleri temsil etmekle görevli vekillerin kavgası konuşuldu. Peki, kabul edilen 2026 yılı bütçesinde neler var?

2026 bütçesinde yaklaşık 19 trilyon TL harcama öngörülüyor. Faiz için ayrılan kaynak 2,7 trilyon TL. Bu tutar, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 40 artış demek. Bütçenin yine en önemli geliri vergi… 2026’da %23 artışla 13,8 trilyon TL vergi geliri hedefleniyor. Vergi gelirlerinin yaklaşık üçte ikisi dolaylı vergilerden oluşuyor. Bütçe, 2,7 trilyon TL açık veriyor. Bu açık, 2025’e göre yaklaşık yüzde 40 artmış durumda.

ASGARİ ÜCRET NE KADAR OLACAK?

İşte geldik asıl merak edilen soruya… Bu yazı yayınlandığında henüz cevap belli değildi. Belki siz okurken açıklanmış olur ama, bu sene asgari ücret belirlenirken işçi tarafının masada olmadığı net. İşçi tarafını temsil eden TÜRK-İŞ, “nasılsa bizim dediğimiz olmuyor” diye, bu sene görüşmelere katılmadı. Bu bir protesto mu yoksa eleştiri oklarını savuşturmak için bir kaçış mı? İşçiye faydası ne? Orası ayrı bir tartışma konusu… Zaten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, asgari ücret komisyonu görüşmeleri öncesinde TÜRK-İŞ’i de ziyaret edip görüşlerini aldı. TÜRK-İŞ’in istediği zam oranına dair bir açıklama yok ama yabancı kuruluşlar bu konuda sanki ağız birliği etmişçesine “Aman %20-25’in üzerine çıkmayın. Yoksa enflasyonla mücadele zora girer. Yüksek faizle devam edersiniz” diye analizler yapıyor. Bakalım asgari ücret zammı; geçen sene olduğu gibi işçide yine hayal kırıklığı mı yaratacak? Gerçi artık “kırılacak hayal” bile kalmamış sanki… Ne dersiniz?