Dünya petrol fiyatlarının savaş ve jeopolitik gerilimlerle yükseldiği bir dönemde Türkiye, akaryakıt zamlarını sınırlamak için Eşel Mobil Sistemini yeniden devreye aldı. Ancak petrol fiyatları yükselmeye devam ederse, ÖTV’den yapılan bu destek kısa sürede yetersiz kalabilir. ⛽📉

PETROLÜN SAVAŞLA İMTİHANI: EŞEL MOBİL KALKANI NE KADAR DAYANIR?

Dünya ekonomisi, jeopolitik gerilimlerin gölgesinde petrol fiyatlarının varil başına 120 dolar bandını zorladığı sancılı bir testten geçiyor. Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ekonomiler için bu durum, sadece bir enerji sorunu değil, aynı zamanda bir enflasyon ve bütçe dengesi meselesi. Hükümet, bu fırtınanın vatandaşa ve üretim maliyetlerine yansımasını frenlemek adına, geçtiğimiz yıllardan aşina olduğumuz Eşel Mobil Sistemi’ni yeniden devreye aldı.

Sistemin mantığı basit ama maliyeti yükse… Uluslararası piyasalarda petrol fiyatı arttıkça veya döviz kuru yükseldikçe akaryakıta gelmesi gereken zammın %75’i devletin alacağı Özel Tüketim Vergisi tutarından düşülüyor. Geri kalan %25’lik artış pompaya yansıyor.

Bu uygulama kısa vadede ulaştırma maliyetlerini dizginleyerek gıda ve hizmet sektöründeki "zincirleme zamları" yavaşlatıyor. Ancak dürüst olalım; devletin feragat ettiği her vergi geliri, bütçede bir delik açıyor. Bu delik ise ya daha fazla borçlanma ya da başka kalemlerde (KDV, harçlar vb.) artış olarak karşımıza çıkma riski taşıyor.

Eşel Mobil sonsuz bir kalkan değil. Bu sistemin bir "vade sonu" var. O da ÖTV’nin sıfırlandığı nokta. Eğer petrol fiyatları 140-150 dolara tırmanır veya dövizde yukarı yönlü sert bir hareket olursa, bu vergi payı tamamen eriyebilir. ÖTV sıfırlandığı an, dışarıdaki her 1 dolarlık artış, içeride kuruşu kuruşuna pompaya yansımak zorunda kalacak. İşte o gün, bugünkü "pansuman" etkisinin sona erdiği ve gerçek maliyetle yüzleştiğimiz gün olacak.

Enflasyon sepetinde ağırlığı yüksek olan akaryakıtın baskılanması, makroekonomik istikrar için rasyonel bir hamle gibi görünse de kalıcı çözüm petrol fiyatlarına endeksli bir yaşamdan ziyade, enerji verimliliği ve yerli kaynak kullanımında… Ekonomi yönetimi şu an için akaryakıt zamlarında frene basıyor. Ancak daha ne kadar daha frenlenebileceği bizim ekonomi yönetimimiz kadar, binlerce kilometre ötedeki savaşın seyri ve küresel arz güvenliğine bağlı. Peki bu konuda beklentiler neler? İşte uzmanların dile getirdiği farklı senaryolar:

İyimser Senaryo (Diplomatik Çözüm): Eğer gerilim düşer ve arz güvenliği sağlanırsa, Uluslararası Enerji Ajansı ve Goldman Sachs gibi kurumların genel beklentisi, 2026 yılının ikinci yarısında Brent petrolün 60-70 dolar bandına çekilmesi yönünde. Bu senaryoda "Eşel Mobil" kalkanına olan ihtiyaç azalacak, pompada kalıcı indirimler görebileceğiz.

Mevcut Seyir (Kalıcı Belirsizlik): Savaşın düşük yoğunluklu da olsa devam ettiği bu senaryoda, fiyatların 80-95 dolar bandında kemikleşmesi öngörülüyor. Bu, Türkiye için "sürekli bir maliyet baskısı" demek. Bu seviyede Eşel Mobil sistemi nefes aldırmaya devam eder ancak bütçedeki "ÖTV kaybı" kronik bir hale gelir.

Kötümser Senaryo (Sıcak Çatışmanın Genişlemesi): Maalesef en riskli senaryo bu. JPMorgan ve bazı analistlerin uyarısı; özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarında bir aksama yaşanırsa, petrolün 120 doların üzerine çıkması ve hatta kısa süreliğine 150 dolarları test etmesi yönünde.

Petrol 120 doları kalıcı olarak aşarsa, Türkiye’de mevcut ÖTV kalkanı yetersiz kalabilir. Bu durumda "Eşel Mobil" duvarı aşılır ve doğrudan pompa fiyatlarında çift haneli, sert zamlar kaçınılmaz hale gelir.