Romantizmin fiyat etiketine yenik düştüğü 14 Şubat’ta, aşk ile bütçe arasındaki hassas denge yeniden sınanıyor. Bu özel gün, cüzdanları ne kadar zorluyor?
AŞKIN CÜZDANLA İMTİHANI: 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ
“Aşkın da ekonomisi olur mu?” demeyin çünkü oluyor. Önümüz, 14 Şubat Sevgililer Günü… Evet, kimileri bugünü kutlamayı reddediyor, “Aşk bir günle ölçülmez” diyor. Kimileri için ise, bugünün es geçilmesi büyük kriz… Doğrusu hangisi? Bu tarih boyunca tartışılır. Hatta “Parasız aşk olur mu?”, “Aşk mı para mı?” gibi sorularla da çeşitlendirilir… Sonuçta kim ne derse desin her 14 Şubat’ta tüm dünyada tüketim çılgınlığı yaşanıyor. Yani, romantizmin fazlası talep enflasyonuna, bu da fiyatların katlanmasına sebep oluyor.
Özellikle çiçek ve restoran sektöründe yaşanan o ani fiyat sıçramaları, borsa spekülatörlerine taş çıkarır cinsten. Bir dal gülün fiyatı bir gün önce makul bir seviyedeyken, özel gün gelince altın gibi değerleniyorsa ve gün bitimine doğru yine düşüşe geçiyorsa, bunun adı fırsatçılıktan başka bir şey değil.
Vitrinleri süsleyen o devasa "%50 İndirim" tabelaları da aslında birer pazarlama illüzyonu. Yani önce bindirim sonra indirim… Çoğu işletme, ocak ayında sessizce yaptığı "bindirimleri" şubatta "indirim" diye paketleyip sunuyor. Yani siz vitrinde aşkın rengini görürken, işletme sahibi bilançosundaki karı görüyor.
Kırmızı gül ve hediyeden sonra akşam da romantik bir yemeğe çıkılmalı tabi. Restoranlar da bugüne özel kampanyalar, fix menüler duyurur. Aman dikkat! Restoranların o meşhur "Sevgililer Günü Özel Menüsü", aslında kara kar katma örneğidir. Seçme şansınızın olmadığı, standart bir çorba ve iki kalp şeklinde tatlıya normalin üç katı ödemek zorunda kalabilirsiniz. Yer bulmak için günler öncesinden girdiğiniz rezervasyon yarışı da cabası…
Eğer bütçenize göre bir 14 Şubat yaşamazsanız, acı bilanço mart ayında ekstreler kapıya dayandığında çıkar. Bir günlük romantizmin maliyeti, bütçenizde büyük bir açığa dönüşebilir. Bu sefer de aşkımın alevini harlayayım derken, ilişkinizin sürdürebilirliğini riske atmış olursunuz.
Eğer, “Ben 14 Şubat’ı kutlamadan yapamam. Eşim/sevgilim kriz çıkarır.” diyorsanız. O zaman işte size ekonomik sevgililer gününün yolları…
- Alacağınız hediyeyi son güne bırakmayın. Bir hafta önceden fiyatına bakın ki, indirim dedikleri rakamın gerçekliğini ölçebilin.
- Çiçek alacaksanız, kırmızı gül yerine saksı çiçeği alın. Hem kırmızı gül fırsatçılığından korunursunuz, hem de daha kalıcı bir çiçek vermiş olursunuz. (Eşinize “Bu çiçek de aşkımız gibi büyüsün” diyerek romantizmin sadece kırmızı gülle olmayacağını gösterirsiniz)
- Hediye setlerinden kaçının derim. Parfümün yanına iki tane numune krem koyup süslü bir kutuya sokunca fiyatı iki katına çıkarıyorlar. Ürünleri tek tek alıp kendiniz paketleseniz yarı fiyatına gelir.
- İndirimde diye hiç ihtiyacı olmayan bir şeyi almak, tasarruf değil, israftır. Tabi ihtiyaç derken evin eksiklerinden bahsetmiyorum. Eşiniz/sevgilinizin bireysel ihtiyacına odaklanın. (Gidip de mutfak eşyası alma hatasına artık düşen yoktur herhalde)
- Yemeğe çıkacaksanız, gideceğiniz yerin menüsünü önceden mutlaka kontrol edin. Bütçenize uyumlu olmasına dikkat edin. Eğer “Hiçbir yer benim bütçeme uymuyor” diyorsanız, “Sana ellerimle yemek hazırladım” kartını kullanabilirsiniz. Eğer bu problem oluyorsa, zaten aşk böyle bir şey değil. Bırakın inceldiği yerden kopsun.
- Alışveriş için mümkünse küçük esnafı tercih edin. Tabi, fırsatçı olmayanını… Çünkü 14 Şubat’ı ne kadar eleştirsem de, onlar için can suyu olduğunu vurgulamalıyım.
Netice itibarıyla 14 Şubat, ekonominin çarklarını döndüren devasa bir tüketim şölenidir. Piyasalarda güven endeksi ne kadar önemliyse, ikili ilişkilerde de "güven ve sürdürülebilir büyüme" o kadar önemlidir. Günler gelip geçer, içinizdeki sevgi baki kalsın…