TÜİK verilerine göre süt üretimi artsa da yüksek yem, enerji ve nakliye maliyetleri raf fiyatlarının düşmesini engelliyor; üreticiye destek şart.
Süt, insan yaşamının en temel besin kaynaklarından biridir. Çocukların büyümesinden yaşlıların kemik sağlığına kadar her yaşta önemli bir yere sahip olan süt ve süt ürünleri, aynı zamanda milyonlarca vatandaşın her gün tükettiği vazgeçilmez gıdalar arasında bulunuyor. Peynir, yoğurt, ayran, kefir ve tereyağı gibi ürünler ise Türk mutfağının ayrılmaz parçalarıdır.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Mayıs 2026 dönemine ait süt ve süt ürünleri üretim verileri, sektörün üretmeye devam ettiğini ve bazı alanlarda büyümenin sürdüğünü gösteriyor. Ancak üretimde yaşanan artışın vatandaşın cebine aynı şekilde yansımadığı da dikkat çekiyor.
Verilere göre ticari süt işletmeleri mayıs ayında 1 milyon 22 bin 587 ton inek sütü topladı. Bu rakam geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,3'lük artış anlamına geliyor. Ocak-Mayıs döneminde ise toplam toplanan süt miktarı 4 milyon 858 bin ton olarak gerçekleşirken artış oranı yüzde 0,5 oldu.
İlk bakışta bu rakamlar olumlu görünüyor. Çünkü üretimin devam etmesi hem çiftçinin üretimden kopmadığını hem de sanayinin çalışmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak işin perde arkasına bakıldığında farklı bir tablo da ortaya çıkıyor.
Süt üreticileri uzun süredir yem fiyatlarının yüksekliğinden, enerji maliyetlerinden, işçilik giderlerinden ve veteriner masraflarından şikâyet ediyor. Bir litre süt üretmenin maliyeti her geçen yıl artarken üreticinin kazancı aynı hızda yükselmiyor. Bu nedenle birçok küçük aile işletmesi süt hayvancılığını bırakmak zorunda kalıyor.
Buna rağmen büyük ve entegre süt işletmeleri üretimlerini sürdürerek piyasadaki arzın devam etmesini sağlıyor. TÜİK verileri de zaten ticari süt işletmelerini kapsıyor.
Üretim tarafındaki en dikkat çekici artış ise içme sütünde yaşandı. Geçen yıl mayıs ayında 131 bin 495 ton olan içme sütü üretimi bu yıl 157 bin 453 tona yükseldi. Böylece yıllık artış oranı yüzde 19,7 oldu.
Ocak-Mayıs döneminde de içme sütü üretimi 707 bin tondan 772 bin tona çıkarak yüzde 9,2 büyüdü.
Bu artış, özellikle ambalajlı süt tüketiminin yaygınlaştığını gösteriyor. Şehirleşmenin hızlanması, hijyen bilincinin artması ve uzun ömürlü sütlerin tercih edilmesi üretimdeki yükselişi destekleyen faktörler arasında yer alıyor.
Ayran ve kefir üretimi de artışını sürdürüyor.
Mayıs ayında üretim geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 yükselerek 95 bin 439 tona ulaştı. Ocak-Mayıs dönemindeki artış ise yüzde 8,9 olarak gerçekleşti.
Özellikle kefirin son yıllarda sağlıklı yaşam trendiyle birlikte daha fazla tercih edilmesi dikkat çekiyor. Uzmanlar probiyotik içeren ürünlerin bağırsak sağlığı açısından önemli olduğunu sık sık vurguluyor. Bu da tüketici talebini artırıyor.
İnek peyniri üretiminde de istikrarlı bir büyüme görülüyor.
Mayıs ayında üretim 72 bin 146 ton olurken yıllık artış yüzde 2,4 olarak gerçekleşti. İlk beş aylık dönemde ise peynir üretimi 357 bin 882 tona ulaşarak yüzde 2,8 arttı.
Türkiye zaten dünyanın önemli peynir üreticileri arasında bulunuyor. Beyaz peynirden kaşara, tulum peynirinden yöresel çeşitlere kadar yüzlerce farklı ürün hem iç pazarda tüketiliyor hem de ihracata konu oluyor.
Ancak her ürün aynı performansı göstermedi.
Yoğurt üretimi mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,2 gerileyerek 120 bin 224 ton oldu.
Her ne kadar aylık bazda küçük bir düşüş yaşansa da Ocak-Mayıs döneminde yoğurt üretimi yüzde 8,4 arttı.
Bu durum, kısa süreli üretim planlamalarının veya mevsimsel tüketim değişikliklerinin etkisi olarak değerlendirilebilir.
En dikkat çekici gerileme ise tereyağı ve sadeyağ üretiminde yaşandı.
Mayıs ayında üretim 10 bin 985 tondan 9 bin 671 tona düştü. Böylece yıllık azalış yüzde 12 oldu.
İlk beş aylık dönemde de üretim yüzde 5 geriledi.
Tereyağı üretiminin azalmasının birçok nedeni bulunuyor. Bunların başında süt yağının maliyetinin yükselmesi geliyor. Ayrıca süt yağının farklı ürünlerde değerlendirilmesi de üretim tercihlerini etkileyebiliyor.
Vatandaş açısından ise en önemli soru şu:
Üretim artıyorsa market fiyatları neden düşmüyor?
Bunun cevabı oldukça açık.
Çünkü sadece üretim miktarı fiyatları belirlemiyor. Nakliye giderleri, elektrik maliyetleri, ambalaj fiyatları, soğuk zincir taşımacılığı, kira, işçilik ve finansman maliyetleri de ürün fiyatlarını doğrudan etkiliyor.
Bugün market rafına ulaşan bir litre sütün maliyeti yalnızca çiftçinin sattığı çiğ süt fiyatından oluşmuyor. Fabrika giderleri, dağıtım masrafları ve perakende satış zinciri de fiyatın üzerine ekleniyor.
Bu nedenle üretimde görülen artış tüketici fiyatlarına hemen yansımayabiliyor.
Önümüzdeki dönemde hem üreticinin üretmeye devam etmesi hem de vatandaşın uygun fiyatla süt ve süt ürünlerine ulaşabilmesi büyük önem taşıyor.
Bunun yolu ise üretim maliyetlerinin düşürülmesinden geçiyor. Yem fiyatlarının dengelenmesi, enerji maliyetlerinin azaltılması, üreticiye verilen desteklerin artırılması ve verimliliğin yükseltilmesi sektörün geleceği açısından kritik öneme sahip.
Sonuç olarak Mayıs 2026 verileri, Türkiye'nin süt sektöründe üretim gücünü koruduğunu ortaya koyuyor. İçme sütü, peynir, ayran ve kefirde artış yaşanırken tereyağı üretimindeki gerileme dikkat çekiyor. Üretimin sürdürülebilir olması hem çiftçinin emeğinin karşılığını alması hem de vatandaşın sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdaya ulaşabilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Süt sadece bir gıda ürünü değil; tarımın, hayvancılığın, kırsal kalkınmanın ve sağlıklı nesillerin temel taşıdır. Bu nedenle üretimin desteklenmesi, sektörün güçlendirilmesi ve tüketicinin korunması, Türkiye'nin gıda güvenliği açısından en önemli önceliklerden biri olmaya devam edecektir.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]