Plansız ekimin yarattığı fiyat dalgalanmalarını ve kaynak israfını önlemek için tarımda bilimsel veri, iklim analizi, doğru su yönetimi ve güdümlü devlet destekleriyle bölgesel üretim planlaması şarttır.
Tarım, sadece toprağa tohum atıp hasat zamanı ürün toplamak değildir. Tarım; planlama, bilgi, emek ve doğru yönetim işidir. Bugün dünyanın gelişmiş ülkeleri tarımda başarılarını sadece verimli topraklarına değil, bilimsel planlamaya borçludur. Çünkü hangi ürünün nerede yetiştirileceği, ne kadar üretileceği ve hangi doğal kaynakların nasıl kullanılacağı önceden hesaplanmaktadır.
Ülkemizde ise zaman zaman bunun tam tersi yaşanıyor. Bir yıl bir ürün çok para kazandırınca ertesi yıl herkes aynı ürünü ekiyor. Sonuçta ürün bolluğu yaşanıyor, fiyatlar düşüyor ve çiftçi zarar ediyor. Ertesi yıl ise bu ürünü kimse ekmeyince bu kez piyasada ürün açığı oluşuyor, fiyatlar yükseliyor ve tüketici mağdur oluyor. İşte buna "plansız üretim" deniliyor.
Oysa tarımda planlama yapılırken hangi ürünün nerede, ne kadar üretileceği; hangi bölgede su kaynaklarının daha verimli kullanılabileceği; hangi ürünlerde arz fazlası veya arz açığı oluşabileceği bilimsel yöntemlerle önceden belirlenebilir. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde uydu görüntüleri, iklim verileri, toprak analizleri, su rezervleri ve tüketim alışkanlıkları birlikte değerlendirilerek oldukça doğru tahminler yapılabiliyor.
Örneğin suyu bol olan bölgelerde su isteyen ürünlerin yetiştirilmesi daha doğru olurken, kurak bölgelerde daha az su tüketen ürünlerin tercih edilmesi hem çiftçiye hem de ülkeye büyük fayda sağlar. Böylece hem su israfı önlenir hem de üretim maliyetleri düşer.
Bugün su, en az petrol kadar değerli hale gelmiştir. İklim değişikliği nedeniyle yağışlar azalıyor, kuraklık riski artıyor. Yer altı suları her yıl biraz daha çekiliyor. Böyle bir dönemde suyu hesapsız kullanmak geleceğimizden harcamak anlamına geliyor.
Bilimsel tarım planlaması sadece suyu değil, toprağı da korur. Aynı ürünün yıllarca aynı tarlaya ekilmesi toprağın verimini düşürür. Uzmanlar, ürün deseninin değiştirilmesini yani münavebe yapılmasını öneriyor. Böylece toprak dinleniyor, hastalıklar azalıyor ve daha yüksek verim elde ediliyor.
Bir başka önemli konu ise pazar ihtiyacıdır. Çiftçi ne kadar üretim yapılacağını bilmeden ekim yaptığında büyük risk almış oluyor. Eğer ülkenin ihtiyacından fazla üretim yapılırsa ürün para etmiyor. Tam tersi olursa bu kez ithalat gündeme geliyor. Bu durum hem üreticiye hem de ülke ekonomisine zarar veriyor.
Oysa bilimsel planlama sayesinde hangi ürüne ne kadar ihtiyaç olduğu önceden hesaplanabilir. İç tüketim, ihracat hedefleri, sanayi ihtiyacı ve stok miktarları dikkate alınarak üretim planları hazırlanabilir. Böylece ne çiftçi mağdur olur ne de tüketici yüksek fiyatlarla karşılaşır.
Tarımda veri kullanımı artık büyük önem taşıyor. Geçmiş yılların üretim miktarları, hava sıcaklıkları, yağış oranları, hastalık riskleri ve piyasa fiyatları bilgisayar sistemleri tarafından analiz edilerek çiftçiye yol gösterilebiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler bile hangi ürünün hangi bölgede daha verimli olacağını önceden tahmin edebiliyor.
Bunun yanında çiftçilerin de doğru bilgilendirilmesi gerekiyor. Tarım danışmanlarının sayısının artırılması, dijital tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve çiftçilere düzenli eğitim verilmesi planlamanın başarısını artıracaktır. Bilgiye ulaşan üretici daha doğru karar verir.
Kooperatifler ve üretici birlikleri de bu süreçte önemli görev üstlenebilir. Tek başına hareket eden üreticiler yerine birlikte hareket eden çiftçiler üretim planlarını daha kolay yapabilir, pazarlama gücünü artırabilir ve maliyetlerini düşürebilir.
Tarımsal desteklerin de planlı üretimi teşvik edecek şekilde verilmesi gerekir. Devlet destekleri, ihtiyaç duyulan ürünlere yönlendirilirse üretim dengesi sağlanabilir. Böylece hem kaynaklar doğru kullanılır hem de kamu desteği daha verimli hale gelir.
Tarım sadece bugünün meselesi değildir. Aynı zamanda gelecek nesillerin gıda güvenliğini ilgilendirir. Artan nüfus, iklim değişikliği ve azalan doğal kaynaklar düşünüldüğünde plansız üretimin sürdürülebilir olmadığı açıkça görülmektedir.
Artık "Ne ekelim?" sorusunun cevabı kulaktan dolma bilgilerle değil, bilimsel verilerle verilmelidir. Çünkü tarımda başarı tesadüf değildir. Başarı; doğru planlama, doğru ürün seçimi, doğru su yönetimi ve doğru pazarlama ile mümkündür.
Sonuç olarak tarımda bilimsel planlama sadece çiftçinin kazancını artıran bir yöntem değildir. Aynı zamanda su kaynaklarını koruyan, toprağın verimini yükselten, fiyat istikrarını sağlayan, ithalat ihtiyacını azaltan ve ülkenin gıda güvenliğini güçlendiren stratejik bir yaklaşımdır. Güçlü bir tarım sektörü için üretimin şansa değil, bilime dayalı planlamaya bırakılması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü doğru planlanan tarım; güçlü çiftçi, bereketli toprak, sağlıklı toplum ve güçlü ekonomi demektir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]