Büyüyen kentlerde su krizini önlemek için yeni barajların ötesine geçilerek akıllı altyapı sistemleri, kaçak tespiti, yağmur suyu hasadı ve atık suların geri kazanımı esas alınmalıdır.
Her geçen yıl biraz daha büyüyen şehirler, beraberinde yeni sorunları da getiriyor. Beton binaların yükseldiği, nüfusun milyonları bulduğu büyük kentlerde en önemli sorunlardan biri de su yönetimi. Eskiden yalnızca musluğu açınca akan suyu düşünürdük. Bugün ise o suyun nereden geldiğini, nasıl arıtıldığını ve nasıl korunacağını konuşmak zorundayız. Çünkü su, artık yalnızca günlük ihtiyaçlarımızı karşılayan bir kaynak değil; geleceğimizi belirleyen en önemli değerlerden biridir.
Büyük şehirlerde nüfus arttıkça su tüketimi de hızla yükseliyor. Yeni konutlar, fabrikalar, alışveriş merkezleri, oteller ve sanayi tesisleri her gün milyonlarca litre su kullanıyor. Ancak su kaynakları aynı hızla artmıyor. Yağışların azalması, kuraklık, iklim değişikliği ve bilinçsiz tüketim nedeniyle birçok şehir su sıkıntısı yaşama riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Bu nedenle yalnızca yeni baraj yapmak yeterli değildir. Önemli olan mevcut suyu en verimli şekilde kullanabilmektir. İşte burada güçlü altyapı sistemleri devreye giriyor.
Su şebekelerindeki eski borular nedeniyle her yıl milyonlarca metreküp su daha vatandaşın musluğuna ulaşmadan kayboluyor. Bazı şehirlerde şebekeye verilen suyun önemli bir bölümü kaçaklar nedeniyle boşa gidiyor. Bu durum hem ekonomik kayıp oluşturuyor hem de su kaynaklarını gereksiz yere tüketiyor.
Bugün gelişmiş ülkelerde akıllı su yönetimi sistemleri kullanılmaya başlandı. Borulara yerleştirilen sensörler sayesinde su kaçakları kısa sürede tespit ediliyor. Basınç dengesi otomatik olarak ayarlanıyor. Böylece hem arızalar erken belirleniyor hem de su kaybı büyük ölçüde önleniyor.
Büyük şehirlerde dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise vatandaşın suyu bilinçli kullanmasıdır. Evde diş fırçalarken musluğu açık bırakmak, gereğinden uzun duş almak, bahçeleri günün sıcak saatlerinde sulamak veya küçük arızaları önemsememek zamanla milyonlarca litre suyun boşa gitmesine neden oluyor.
Oysa alınacak küçük önlemler büyük sonuçlar doğurabilir. Tasarruflu musluk başlıkları kullanmak, damlatan muslukları hemen tamir ettirmek, çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolmadan çalıştırmamak bile önemli ölçüde su tasarrufu sağlar.
Su yönetiminin en önemli başlıklarından biri de atık suyun yeniden değerlendirilmesidir.
Geçmişte kanalizasyona giden sular tamamen kayıp olarak görülüyordu. Oysa günümüzde gelişmiş arıtma tesisleri sayesinde bu sular yeniden kullanılabiliyor. Arıtılmış atık sular park ve bahçe sulamasında, sanayi tesislerinde, organize sanayi bölgelerinde, yol temizliğinde ve bazı tarımsal sulama alanlarında güvenle değerlendirilebiliyor.
Bu uygulama sayesinde içme kalitesindeki temiz suyun gereksiz kullanımının önüne geçiliyor. Böylece hem su kaynakları korunuyor hem de şehirlerin su ihtiyacı daha sürdürülebilir hale geliyor.
Bazı ülkelerde arıtılmış su, ileri teknolojiyle tekrar içme suyu sistemine bile kazandırılıyor. Bu yöntem ilk bakışta insanlara farklı gelebilir. Ancak kullanılan ileri arıtma teknolojileri sayesinde su, birçok doğal kaynaktan daha temiz hale getirilebiliyor. Bilim ve teknoloji doğru kullanıldığında suyun her damlası yeniden değerlendirilebiliyor.
Yağmur suyu hasadı da büyük şehirler için önemli çözümlerden biridir. Çatılardan akan yağmur sularının depolanması sayesinde parkların sulanması, bina temizliği ve bazı teknik ihtiyaçlar karşılanabiliyor. Böylece içme suyu gereksiz alanlarda kullanılmamış oluyor.
Yeni yapılan konut projelerinde yağmur suyu depoları, gri su geri kazanım sistemleri ve tasarruflu tesisatlar artık lüks değil, ihtiyaç haline gelmelidir. Şehir planlamasında bu sistemlerin yaygınlaştırılması gelecekte yaşanabilecek su krizlerinin önlenmesine katkı sağlayacaktır.
Yerel yönetimlere de önemli görevler düşüyor. Belediyeler yalnızca yeni su hatları döşememeli; mevcut altyapıyı sürekli yenilemeli, kaçak oranlarını düşürmeli ve vatandaşlara su tasarrufu konusunda eğitimler vermelidir. Okullarda çocuklara küçük yaşlardan itibaren su bilinci kazandırılması da uzun vadede önemli faydalar sağlayacaktır.
Sanayi kuruluşları da kullandıkları suyu geri kazanacak yatırımlara yönelmelidir. Bugün birçok modern fabrikada kapalı devre su sistemleri kullanılıyor. Aynı su defalarca değerlendirilerek hem maliyet düşüyor hem de doğal kaynaklar korunuyor.
İklim değişikliği artık hayatımızın bir gerçeği haline geldi. Kurak geçen mevsimler, düzensiz yağışlar ve artan sıcaklıklar şehirlerin su ihtiyacını her geçen yıl artırıyor. Eğer bugünden gerekli yatırımlar yapılmazsa gelecekte büyük şehirlerde su temini çok daha zor hale gelebilir.
Su yalnızca bugünün değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da hakkıdır. Bu nedenle altyapı yatırımlarını güçlendirmek, su kayıplarını azaltmak, atık suları yeniden değerlendirmek ve toplumda tasarruf bilincini artırmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Unutmayalım ki bir damla suyun değeri, çoğu zaman ancak musluk kuruduğunda anlaşılır. Büyük şehirlerin geleceği; sağlam altyapıya, akıllı su yönetimine ve her damla suyu koruyan bilinçli bir topluma bağlıdır. Bugün atacağımız doğru adımlar, yarının susuzluk tehlikesini önleyecek en değerli yatırım olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]