Küresel gıda krizlerini ve fiyat dalgalanmalarını önlemek; şeffaf veri paylaşımı, öngörülebilir uluslararası ticaret kuralları, teknoloji odaklı ortak mücadele ve küresel iş birliğiyle mümkündür.
Dünyada tarım artık sadece çiftçilerin işi olmaktan çıktı. Soframıza gelen ekmekten, pazardan aldığımız domatese, marketteki Ayçiçek yağına kadar her ürün, ülkeler arasındaki ticaretin de bir parçası haline geldi. Bir ülkede yaşanan kuraklık, başka bir ülkedeki savaş ya da ihracat yasağı, binlerce kilometre uzaktaki insanların mutfağını bile etkileyebiliyor.
Son yıllarda bunu hep birlikte yaşadık. Pandemi döneminde gıda tedarikinde yaşanan sorunlar, ardından savaşlar, kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle birçok tarım ürününde fiyatlar hızla yükseldi. Bazı ülkeler kendi vatandaşlarını korumak amacıyla ihracatı durdurdu, bazıları yüksek vergiler koydu, bazıları ise ithalatı zorlaştıran yeni kurallar getirdi. Sonuçta üretici de tüketici de zarar gördü.
İşte bu nedenle bugün dünyanın ihtiyacı olan şey, daha şeffaf, daha öngörülebilir ve daha fazla iş birliğine dayanan bir uluslararası tarım ticareti sistemidir.
Kurallar Sürekli Değişirse Kimse Kazanamaz
Bir çiftçi düşünelim. Ürününü ihraç etmek için hazırlık yapıyor. Gübre almış, tohum almış, kredi kullanmış, hasat zamanı yaklaşmış. Ancak tam ihracat yapacağı sırada hedef ülke yeni bir vergi koyuyor ya da ithalatı durduruyor. Çiftçi ne yapacağını şaşırıyor.
Aynı durum ithalat yapan ülkeler için de geçerli. Bir ülke buğday satın almak isterken ihracatçı ülke aniden satışları durdurabiliyor. Bu durumda fiyatlar yükseliyor, ekmek pahalanıyor ve en büyük zararı vatandaş görüyor.
İşte bu nedenle uluslararası ticaretin belirli kurallar içinde yürütülmesi büyük önem taşıyor. Kuralların sık sık değişmediği, herkesin önünü görebildiği bir sistem hem üreticiyi hem tüketiciyi korur.
Şeffaflık Güveni Artırır
Tarım ticaretinde en önemli kavramlardan biri de şeffaflıktır.
Şeffaflık demek; hangi ülkenin ne kadar üretim yaptığı, stoklarının durumu, ihracat planları ve uyguladığı kurallar konusunda açık bilgi paylaşması anlamına gelir.
Bilgilerin gizlenmesi veya geç açıklanması piyasalarda paniğe neden olur.
Örneğin bir ülkenin elinde yeterli buğday bulunduğu halde piyasaya bilgi verilmezse diğer ülkeler ürün bulamayacaklarını düşünerek daha fazla alım yapmaya başlar. Bu da fiyatların gereksiz şekilde yükselmesine yol açar.
Oysa bilgiler zamanında paylaşılırsa piyasalarda panik yaşanmaz. Fiyatlar daha istikrarlı olur.
Şeffaflık yalnızca devletler için değil, özel sektör için de önemlidir. İthalatçı, ihracatçı, sanayici ve çiftçi güvenilir bilgiye ulaştığında daha doğru kararlar verebilir.
İş Birliği Rekabetten Daha Değerlidir
Elbette ülkeler arasında ticaret rekabet içerir. Ancak konu gıda olunca rekabet kadar iş birliği de önem kazanır.
Çünkü gıda herhangi bir ticari ürün değildir.
Otomobil üretimi durursa insanlar bir süre bekleyebilir.
Telefon üretimi aksarsa hayat devam eder.
Ama gıda üretiminde yaşanacak ciddi bir aksama doğrudan insan yaşamını etkiler.
Bu nedenle ülkelerin yalnızca kendi çıkarlarını değil, küresel gıda güvenliğini de düşünmeleri gerekir.
Kuraklık yaşayan ülkelere destek verilmesi, teknoloji paylaşımı yapılması, tohum geliştirme projelerinin ortak yürütülmesi ve tarımsal araştırmaların birlikte desteklenmesi herkes için kazanç sağlar.
Bugün dünyanın bir bölgesinde açlık yaşanıyorsa bunun ekonomik ve sosyal etkileri zamanla diğer ülkelere de ulaşmaktadır.
İklim Değişikliği Ortak Mücadele Gerektiriyor
İklim değişikliği artık sadece çevrecilerin konuştuğu bir konu değil.
Kuruyan göller, azalan yağışlar, artan sıcaklıklar ve düzensiz mevsimler tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor.
Birçok ülkede verimler düşüyor.
Bazı ürünler artık eskisi kadar yetişmiyor.
Su kaynakları hızla azalıyor.
Böyle bir dönemde ülkelerin birbirine sırt çevirmesi yerine birlikte hareket etmesi gerekiyor.
Kuraklığa dayanıklı tohumların geliştirilmesi, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve tarımsal teknolojilerin paylaşılması küresel üretimin devamı açısından büyük önem taşıyor.
Dijital Teknoloji Yeni Bir Dönem Başlatıyor
Bugün yapay zekâ, uydu sistemleri ve dijital tarım uygulamaları sayesinde üretim çok daha yakından takip edilebiliyor.
Hangi bölgede ne kadar ekim yapıldığı, ürün gelişimi, yağış miktarı ve hasat tahminleri önceden görülebiliyor.
Bu bilgiler uluslararası platformlarda paylaşılırsa piyasalarda belirsizlik azalır.
Çiftçi daha bilinçli üretim yapar.
Sanayici daha doğru planlama yapar.
Tüketici ise daha istikrarlı fiyatlarla karşılaşır.
Kısacası teknoloji yalnızca üretimi artırmıyor; güven ortamını da güçlendiriyor.
Türkiye İçin Büyük Bir Fırsat
Türkiye sahip olduğu iklim çeşitliliği, verimli toprakları ve stratejik konumu sayesinde tarım ticaretinde önemli ülkeler arasında yer alıyor.
Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika pazarlarına yakın olması önemli bir avantaj sağlıyor.
Ancak bu avantajın kalıcı hale gelebilmesi için üretimde sürdürülebilirlik, kalite standartları, izlenebilirlik ve uluslararası kurallara uyum daha da güçlendirilmelidir.
Aynı zamanda çiftçilerin planlı üretime yönlendirilmesi, su kaynaklarının korunması, modern sulama yatırımlarının artırılması ve tarımsal verilerin düzenli paylaşılması Türkiye'nin rekabet gücünü yükseltecektir.
Son Söz
Dünyanın geleceğinde gıda güvenliği en önemli başlıklardan biri olmaya devam edecek. Bu nedenle uluslararası tarım ticaretinin yalnızca alım satım yapılan bir alan olarak görülmesi yeterli değildir. Asıl hedef; güvene dayalı, kuralları önceden belli, herkes için adil ve iş birliğini esas alan bir sistem kurabilmektir.
Daha şeffaf bir ticaret düzeni üreticinin emeğini korur, tüketicinin sofrasını güvence altına alır. Daha öngörülebilir kurallar yatırımları artırır, fiyat dalgalanmalarını azaltır. Daha güçlü uluslararası iş birliği ise kriz dönemlerinde dünyanın gıda arzını koruyarak milyonlarca insanın sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşmasına katkı sağlar.
Unutmayalım ki tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir; yaşamın temelidir. Bu nedenle ülkeler arasındaki güven, dayanışma ve ortak akıl güçlendikçe sadece ticaret değil, insanlığın geleceği de daha sağlam temeller üzerine kurulacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]